Zuckerberg’ün Sahte Mahremiyet Gizliliği

Facebook, bir vatandaşlık görevi olduğu için kullanıcı verilerini seve seve koruyor ancak bu reklam gelirlerini tehdit ettiğinde işler değişiyor...

184

Çarşamba günü Facebook’un genel müdürü Mark Zuckerburg’ün Facebook kullanıcılarının verilerini daha güvenli hale getirilmesiyle alakalı bir bildiri yayınladığında “Hadi oradan” dememek için kendimi zor tuttum.

Neden sürekli kullanıcılarının mahremiyetini koruyacağı için sözler veren fakat nadiren bu sözleri tutan bir adamı ciddiye alıyoruz anlamıyorum. Her şeyden önce, bu şirket veri gizliliği ilkesine uyması gerektiği halde kullanıcılarını aldatmasından dolayı yöneltilen suçlamalardan sonra Federal Ticaret Komisyonu’yla (Federal Trade Commission) verilerin güvenliğini sağlayacağına dair bir uzlaşma kararı imzaladı. Tabii ki bu yedi yıl önceydi ancak o zamandan beri ardı ardına gelen skandallar patlak vermeye başladı…

Ama kinizme pek inanan bir insan değilim: Düzenleyici gözetimimiz ve politik baskılarımızla her sorunun düzeleceğine inanıyorum.  Diğer yandan enayi olmak gibi bir şeye de inanmıyorum. Bu yüzden Zuckerberg’ün planını o klişe palavralardan ve kaçamak cevaplardan ayırt ederek pür dikkat okudum. 

Tam olarak beklediğim gibi yalanlarla doluydu fakat bahaneleri umduğumdan kat ve kat daha kötüydü: Planın aslına bakılırsa, tüm önemli sorunlardan kaçarak Facebook’un çıkarlarını güvence altına almaya çalışmasından ibaret.

 İşte karşınızda Zuckerburg’ün bariz bir şekilde değinmediği mahremiyet hakkında acilen cevap verilmesi gereken dört soru: Acaba Facebook kullanıcılarının tarama geçmişleri hakkında kapsamlı bir şekilde veri toplama olayına son verecek mi?  Ya da milyarlarca insan hakkında, genellikle sağlığımız ve finansmanımızla ilgili bilgiler de dahil olmak üzere, çok miktarda veri toplayan veya “kazıyarak” toplayan veri komisyoncularından bilgi satın almayı durduracak mı? Hatta ve hatta “gölge profiller” oluşturarak Facebook kullanmayan kişiler hakkında bile bilgi toplama saçmalığına ne zaman dur diyecek? Ve en ama en önemli soru: “Mikro-hedef” kullanıcılara yönelen geniş çaplı bilgi havuzundan yararlanıp reklam verenlere fiyat belirleyen bu temel iş modeli zırvalığından vazgeçmeyi düşünüyor mu?

Zuckerberg bize bu sorulara tatmin edici cevaplar vermeden, Facebook’u gerçekten “gizliliğe önem veren” bir firma haline getirme çabası bir hayal kırıklığından ibaret olacaktır. 

Zuckerburg’ün paylaşmış olduğu bildirinin çoğu, sosyal medyayla ve aşina olduğumuz çözüm önerileriyle alakalı olan gerçekleri kabul etmesinden ibaret. Facebook kullanıcılarının diğer kullanıcılara açık olmaya zorlanmalarını istememesine değiniyor; daha çok kendilerine yakın insanlarla bağlantıda kalmak istiyorlar. Bundan dolayı genellikle Facebook’a ait olan Instagram, WhatsApp ve Massenger gibi diğer uygulamalarını kullandıklarını belirtiyor. Ayrıca, kullanıcıların diğer şirketler tarafından sunulan Facebook’a göre daha az kalıcı iletişim özelliklerini talep ettiklerinden bahsediyor. Böylece Facebook, Snapchat’in geçici mesajlarını taklit etmeye devam edecek.

 Dürüst olmak gerekirse, doğru noktalara değindiğini de görmezden gelemeyiz. Örneğin, Zuckerberg şirketin, Facebook veya konuşmaya katılmayan herhangi birinin mesajların içeriğini görmesini engelleyen uçtan uca mesajların şifrelenme sistemini yaygınlaştıracağını söyledi. İleti sistemi gizliliğini sonuna kadar destekliyorum: Bu gizlilik, dünyanın dört bir yanını kaplayan denetim mekanizmalarına karşı yapılmış en büyük çabanın temel taşını oluşturuyor. 

 Ama asıl ihtiyacımız olan şey (Facebook’un kafasından geçen fikir bu mudur bilmem) güvenli toplu mesajlaşmaya izin veren ileti sistemleri değil de; daha çok bire bir mesajlaşmalardaki gizliliğin geliştirilmesi bizler için daha iyi olacaktır.

 Şu an için, eleştirmenler yayılan nefret söylemi, aşı karşıtlığı, yalan haber vb. gibi bilgi kirliliğini yeteri kadar ılımlaştıramamasından dolayı Facebook’tan bir hesap vermesini bekliyorlar. İşte bu uçtan uca şifreleme sistemiyle Facebook bu içeriklerin sorumluluğundan kurtulabilir. Şu an için viral içeriklerle alakalı yaşadığımız sorunların tamamının sona ermesini beklemiyoruz zaten ama bu içeriklerin daha az görünür olması ve bundan sorumlu tutulacak kimsenin olmaması yeterli.

 Şifreli mesajlaşmanın, Facebook’u ılımlı içerik yükümlülüğünden çıkarmanın yanı sıra, Facebook’un reklam verenlerin yararına yaptığı yürütmeyi etkilemeyeceğini de belirtmek gerekir. Zuckerberg’ün, planını yayınladıktan sonra bir röportajda kabul ettiği gibi: “Facebook, bugün reklamları hedeflemek için mesajların içeriğini gerçekten kullanmıyor”. Başka bir deyişle, Facebook reklam gelirlerini düşürmediği sürece sorumluluklarını azaltacağı için kullanıcı gizliliğine seve seve önem verir. 

 Ayrıca Bay Zuckerburg, Facebook’un mesajlaşma platformları olan Massenger, WhatsApp ve Instagram’ı “birlikte çalışabilir’ yapma niyetinden de bahsediyor. Bu kararı “gizlilik odaklı vizyonunun” bir parçası olarak tanımlıyor fakat bunun (muhtemelen kullanıcı verilerinin paylaşılmasını içerecek şekilde) gizlilik çıkarlarına nasıl hizmet edeceği belli değil. 

 Bununla birlikte, bu uygulamaları birleştirmek, Facebook’un tekelleşmeye karşı yasal çözümlerden kaçınmasıyla alakalı çıkarlarına hizmet ettiği söylenebilir. Yasa düzenleyiciler, Facebook’un tüm rakiplerini (WhatsApp ve Instagram dahil) silip süpürmesine izin vermenin bir hata olduğunu fark ettiğinde, iş işten geçmiş olacak çünkü Zuckerburg hepsini bir yumurta gibi kırıp karıştırınca kimse onları birbirinden ayıramayacak. Ne ilginç bir tesadüf değil mi?

 Kısacası, çarşamba günü açıklanan bildirideki sadece birkaç yeni adım (Hükümet düzenlemesi, kamu skandalı veya karlılık gibi konuların üzerinde dursa da durmasa da) Facebook’un ihtiyaçlarına uygun görünüyor. Bence, bu “gizliliğe önem verme” vizyonuna yönelik sözde değişim “kullanıcı gizliliğine önem verilecek” söylemleriyle süslenmiş ve kurnazca hazırlanmış bir şirket stratejisinden başka bir şey değil.

Facebook’un operasyon sorumlusu Sheryl Sandberg, şirket sorununun “çok idealist” olmasından kaynaklı olduğunu belirtiyor fakat bana göre sorun gereksiz denetimlerle bilgilerimizi toplayarak para kazanmaya yönelik saldırgan politikalar izlenmesinden kaynaklanıyor. Bu şeyler değişmeden, “gizliliğe önem verme” nutuklarının bizler üzerinde pek etkisi olacağını düşünmüyorum.

Yazan: Zeynep Tüfekçi
Çeviren: Adem Hatipoğlu
Yazının Orijinal Linki için; https://nyti.ms/2sOKGyO

İş’in Geleceği’nde yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.