Serbest Çalışma Yeni Nesil Çalışanları Nasıl Etkiliyor?

195

Freelance çalışma şekli, günden güne popülerliğini arttırıyor. Her yıl kendini freelancer olarak tanımlayan uzmanların sayısında önemli artışlar görüyoruz. Mary Meeker’ın gözlemine göre freelance iş gücü, toplam iş gücünün üç katı kadar büyüme gösteriyor. McKinsey ve Upwork de uzaktan çalışmanın normalleşmesi ve teknolojinin gelişmesi ile serbest çalışmanın büyümeye devam edeceğini öngörüyor.

Serbest çalışılabilecek meslek yelpazesi de genişliyor. Tasarımcılar, antrolopologlar, doktorlar, avukatlar, müzisyenler, diş hekimleri, havayolu pilotları, bilim insanları, müzisyenler ve yönetim danışmanları arasında serbest çalışma ekolü yükselişte. Neredeyse her hafta yeni online yetenek marketleri açılıyor. Singapur, Hindistan ve Japonya’daki Flexing It, Vietnam’daki Pangara, Türkiye’deki Expertera (bayrakları asalım) ve Orta Doğu’daki yeni girişimler serbest çalışmanın global bir fenomen olmasına katkıda bulunuyor. Birleşik Krallık’ta Hoxby Collective ve MeasureMatch girişimleri tarafından freelancerları destekleyecek profesyonel bir organizasyon kuruldu bile: IPSE (Association of Independent Professionals and the Self-Employed). Birleşmiş Devletler’de ise benzer bir oluşum olarak Freelancers Union bulunmakta.

Serbest çalışma kişisel bir kariyer seçeneceği olarak yükselişini sürdürüyor evet, ancak bunun yanı sıra başka bir etkisi daha var. Y ve Z nesli çalışanlarla onların çalıştığı şirketleri etkiliyor. Freelance kültürünün klasik çalışma stiline nasıl bir etki yaptığını 8 madde ile inceleyelim.

  1. Yeni nesil çalışanlar işlerini kısa süreli olarak görüyor. “Burada işe alınmak kariyer hedefimdi, öyleyse bu şirkette kalmalıyım,” görüşü pek hakim değil. Millenials olarak tabir edilen Y neslinin yüzde 91’i, şu anki işinde iki yıldan fazla kalmayı düşünmüyor.
  2. Sık iş değişimi çalışanlara daha “freelance” bir hissiyat veriyor. Freelancerlar genellikle çalışma şekillerini çekici kılan 4 madde sıralıyor: kendi işinin patronu olmak, daha fazla seçenek, daha fazla esneklik ve çeşitlilik. Sıkça iş değiştiren çalışanların da sebepleri oldukça benzer: zorlu bir patron, ilgilerini çekmeyen bir iş, esnekliği desteklemeyen bir şirket kültürü ve kendilerini geliştirme şansı.
  3. Dolayısıyla şirketler daha fazla esneklik fırsatı sunmaya çalışıyor. Yakın zamanda yapılan “Geleneksel Yöneticinin Sonu” anketinin sonuçlarına göre çalışanların yüzde 75’i müdürlerinin özellikle nerede ve ne zaman çalışılacağına dair daha açık görüşlü olduklarını söylemiş. Tabii ki çalışanlar işlerini tam olarak teslim ettiği sürece.
  4. Freelancerların kendilerini teknik ve profesyonel olarak güncel tutma gerekliliği vardı. Standart çalışanlar, bunun kendi sorumlulukları da olduğunu ise yeni yeni keşfediyor. Adecco ve BCG’nin raporuna göre çalışanlar 5 yıl içerisinde işlerinde kayda değer değişiklikler bekliyorlar. Dolayısıyla Jolt gibi birlikte öğrenme girişimlerine katılarak aksiyon alıyorlar. Bir istatistik verelim: Jolt Londra’da erişime sunulduğunda ilk 100 koltuk için 1000 kişi müracat etmiş.
  5. Ek işler daha fazla uzmanı yarı-zamanlı freelancera dönüştürüyor. Bir ankete göre çalışanların yüzde 24’ü serbest ile tam zamanlı çalışmayı bir arada yürütüyor. Bu konuda daha fazla imkan oluşmaya devam ediyor. Örneğin North American Specialty Hospital, doktorlara izin günlerinde Meksika’ya gidip tıbbi turistleri tedavi etme fırsatı sunuyor. Kolabtree ise bilim insanlarına freelance proje işleri vererek ek gelir sağlıyor ve bunlar uzun bir listeden iki örnek sadece.
  6. Ortak çalışma ofisleri freelancerlar ile girişimcilere tanışma ve çalışma ortamı sunmak için tasarlanmıştı, ancak tam zamanlı çalışanlar ve şirketler de bu yapıya dahil oluyor. Microsoft, IBM ve Kraft gibi şirketler takım çalışması ve inovasyon açısından bu atmosferin üretkenliği arttırdığını düşünüyor. Ayrıca bu ofisler yoğun networking merkezi ve bir okul haline gelmekte. Hindistan’daki ortak çalışma şirketi Go Floaters, çalışanları için çeşitli workshoplar düzenliyor.
  7. Serbest ve tam zamanlı çalışanların birlikte çalıştığı hibrit ekipler oluşmuş durumda. Dolayısıyla serbest çalışma ile şirket değerlerinin birleştiği ortak bir kültürün oluşması kaçınılmaz oluyor. An itibariyle Google’ın çalıştığı freelancer sayısı, tam zamanlı çalışan sayısından bir tık daha fazla ve bu durum çalışanları etkiliyor. Serbest çalışmanın en hızlı büyüdüğü alanlardan biri ise yönetim danışmanlığı. Şirketler danışmanlık ekiplerini desteklemek için freelancerlarla anlaşıyor ve danışmanlıklar farklı ölçeklerde çalışmaya adapte olurken daha fazla danışman freelancer olmaya başlıyor.
  8. Son olarak, serbest çalışmanın öğrencilerin işe alımı için bir yol sunduğundan ve güçlü bir erken kariyer deneyimi olduğundan bahsetmek gerekli. Parker Dewey gibi kariyer platformları çalışanlarla öğrencileri bir araya getiriyor. Dolayısıyla öğrenciler aldıkları serbest işlerle profesyonel kariyerin gerekliliklerine de uyum sağlamış oluyorlar. Şirketler bu işlerle öğrencilerden ne bekleyeceklerini öğreniyor, öğrenciler ise deneyim ve özgüven kazanmış oluyorlar.

Bu 8 maddedeki gibi örnekler birleşince serbest çalışma devriminin tam zamanlı çalışanların işe bakış açısını değiştirdiği aşikar oluyor. Aynı şekilde şirketler de düşünce yapılarını değiştiriyor. Exxon şirketi için bir yetenek önemli ise, o yeteneğe sahip bir çalışanı da olurdu eskiden. Şu an ise şirket yöneticileri herhangi bir uzmanlığın şirket içi yoksunluğuna alışmaya başladı. Uzmanlıkları proje bazlı veya serbest çalışma üzerinden sağlama konusunda özgüvenleri artmış durumda. Tüm kaynaklara sahip olmak zorunda olmadıklarını, bunun yerine daha esnek bir iş gücünden yararlanabileceklerini öğreniyorlar. Dolayısıyla bu yapıya uygun bir yönetim ve liderlik stratejisi uygulamak durumundalar, örneğin freelancerlara destekçi yerine değer verilen bir ortak şeklinde bakmak gibi.

Bu yeni zihniyet, en güçlü halini kişisel düzeyde yaşıyor. Bireyler iş hayatında seçenek, denge, esneklik ve sahiplik gibi kavramların öneminin farkında ve bunlara ulaşmak için motivasyonları var. Yani “hayat, taşamaya değer” mottosu artık erişilemez bir hayal olmaktan çıkıp  temel, herkesin sahip olması gereken sürdürülebilir bir meydan okumaya dönüşmüş durumda.

Yazan: Jon Younger
Çeviren: Berke Kadam
Kaynak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.