Rekabet Kızıştığında, Özünüzdeki Yeteneklere Dönün

125

“Yeniden yetenek kazandırma” gelecekteki iş gücünde önemli bir rol oynayacak. Bunu biz değil, Dünya Ekonomi Forumu’nun İşlerin Geleceği ve Mercer’in Global Yetenek Trendleri raporu söylüyor. 73 milyon iş ortadan kalkacak fakat “iş”in iyi tarafı, 2022’ye kadar 133 milyon da yeni iş doğacak.

Sürekli olarak değişim geçiren böyle bir dünyada yeni işlere nasıl adapte olacağımızı sorgulamak oldukça normal. Bir pazarlama uzmanı olarak kendi deneyimlerime göre bunun için 6 temel strateji var:

  1. İhtiyaç duyulan yeteneklerin farklı olacağını kabul edin: Başkalarıyla çalışabilme, teknolojik yetenekler, yaratıcılık, kritik düşünme ve aktif dinleme gibi yeteneklere olan talep artıyor. Pazarlama sektöründe, “soft skill” olarak tabir edilen sosyal beceriler, teknik yeteneklerin önüne geçmiş durumda. Bu durum özellikle yaratıcı düşünme ve girişimciliği esas alan dinamik ve çeşitliliğin olduğu iş ortamlarında gözlemleniyor.
  2. Analitik becerilerinizi geliştirin: Analitiğin önemi artıyor. Analitiğin ana sahneye adım atmadığı bir alan düşünemiyoruz artık. Mesela spor. Serena Williams’ın koçu Patrick Mouratouglu, bir rakibin servisi veya karşı sahadan gelen bir vuruşu nerede karşılayacağını analiz eden ilk tenis koçlarındandı. Bu veriler ile birlikte Serena Williams’ın oyunu her geçen yıl katlanarak gelişti.
  3. Temel bilgilerinizin üzerinde ilerleyin: UX/UI tasarımcılığı, görece yeni bir meslek. Sanat ve tasarımı birleştiren böylesine yeni mesleklerin ortaya çıkmaya devam edeceğini görebiliyoruz. Bireyler olarak genellikle güçlü yanlarımızı ve ilgi alanlarımızı biliriz. Peki yeteneklerimizle yeni şeyler yapabileceğimizi nasıl keşfedebiliriz? Geri bildirim de oldukça önemli bu noktada. Başkaları bizim nelerde becerikli olduğumuzu söylüyor acaba? Peki biz bu becerileri nasıl ileri seviyelere getirebiliriz? Güçlü yanlarımız, günlük işimize adapte edilebilir mi? Bence herkes bunu yapıp kendisinin en iyi versiyonuyla karşılaşabilir. Sadece temel yeteneklerimizin akorlarıyla birazcık oynamamız gerekiyor.
  4. Yeni şeyler öğrenme fırsatlarını yakalayın: Şirketlerin yüzde 55’i, işin geleceğine hazırlanırken yetenek kazandırma yöntemleri uyguluyor. Kariyer gelişimlerine izin verilmesi ve devamlı olarak öğrenme fırsatına sahip olmak, çalışanların en çok talep ettiği iki istek haline gelmiş. Çalışanlar daha çok öğrenmek ve kendini geliştirmek istiyor. Benim en büyük öğrenme deneyimim ise bir mobil çalışan olmaktı. Yeni ortamlara ve zorluklara adapte olabilme adına çok şey öğrendim. Eğer size de yeni bir şey deneme veya fark yaratma fırsatı sunulursa, düşünmeden kabul edin. Konfor alanınızdan çıkmak kadar iyi bir meydan okuma yaratamazsınız kendinize.
  5. Kendi kariyerinize mentorlarla birlikte sahip çıkın: Bazen bizi bir sonraki kariyer yolculuğumuza taşıması için yöneticimizi, hatta bir sihirli değneği bekleriz. Fakat esnek çalışma ekonomisinin yükselişte olduğu ve belli zamanlarda çalışan işçilerin sayısının arttığı bir dünyada, bu pasif yaklaşım hızla yok oluyor. Bunun yerine çalışanların kendi kariyer yollarını çizmek için daha çok sorumluluk aldığını görüyoruz. Tabii ki böyle bir durumda bağımsızlık oldukça cezbedici duruyor ama mentorların ve meslektaşların desteğini almayı da küçümsememeliyiz.
  6. Kopyala, geliştir ve paylaş: Bir başka tenis efsanesine bakalım. Rafael Nadal bir röportajda “Size verebileceğim en iyi tavsiye, en iyi uygulamayı kopyalamanız olur,” diyor. Kendinize meslektaşlarınızın başarılarına dayalı olarak nasıl yükselebileceğinizi sorun. Şirketteki her seviyeden, her nesilden meslektaşınızdan bir şey öğrenebilirsiniz. Bu herkesin yararına olur çünkü “paylaşımlı” zihniyet bunu gerektiriyor. Benzer hedefler için birlikte çabalayan insanlar, daha büyük bir başarının kapısını aralayabilir.

Yazan: Işıl Çayırlı Ketenci
Çeviren: Berke Kadam
Kaynak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.