Meghnad Desaı, İnsanlar Hep Yapay Zekâdan Önde Olacak Diyor Ve Niye Olduğunu Açıklıyor

405

Yılın sonlarına doğru, Alibag’daki Nishith Desai Associates tarafından kurulan bir araştırma ve beyin fırtınası tesisi olan Imaginarium/Aligunjan’ın açılışına davet edildim. İnsanların bir şeyler yaratması, yenilik yapması, kafasında tasarlaması ve benzer insanlarla sadece sohbet edebilmesi için olanak sağlayan son teknoloji bir tesis. Muhabbet esnasında Nobel Ödülü sahibi ve Grameen Bank’ın kurucusu olan Mohammad Yunus, dünyanın durumuyla ilgili endişesini dile getirdi. Mutlaka hepinizin duyduğu, dünyadaki en zengin sekiz kişinin varlığının dünya nüfusunun %80’inden daha fazla olması istatistiğinden bahsetti. Ayrıca, iklim değişikliği ve nüfus artışı konularında da endişeliydi. Sıfır yoksulluk, sıfır emisyon ve sıfır nüfus artışı olmak üzere üç sıfırlı bir dünya istiyor. Ben, yaşlandıkça ütopik idealizmi sürdürmeyi zor buluyorum. Ancak aynı zamanda bu hedeflerin istenilebilirliğini de sorgulamak istedim. Sıfır yoksulluğu savunurdum; fakat servetin toplanma biçiminin, yoksulluğun sürekliliği ile nedensel bir ilişkisini göremiyorum. Bütün bu servete sahip olan sekiz kişinin ortak bir özelliğinin göze çarptığını fark ettim. Çoğu, daha son çeyrek asırda zenginleşmişti. İşte bu örnek, servetin her zaman belli bir noktada toplanmış olmadığını kanıtlayan bir delildi.

Günümüzün büyük zenginleri Apple, Amazon, Facebook, Google ve Microsoft’un sahipleridir. Dikkati çeken şey, bunların modern yaşamı dönüştüren yenilikler olması. Hiçbiri karmaşık bir imalat süreci değil. Firmaların sahipleri mirasçı değil, birinci nesil yenilikçiler. Otomobil üretiminde, nakliye alanında ya da petrol sektöründe kazanılan eski servetler, artık büyük servetler değil. Servetler, toplumca kabul gören fikirlerden kazanılıyor. Yalnızca genç biri Facebook fikri ile ortaya çıkabilirdi; çünkü yalnızca onların nesli interneti önceki nesillerin kalem ve mürekkebi kullandığı kadar kolayca kullanmıştı.

Schumpeter’in girişimci ve yaratıcı yıkım ile anlatmak istediği buydu. Amazon, birçok ana cadde üzerindeki perakende satış mağazasını gereksiz hâle getirdi. Alışverişin temelinde yatan fikri değiştirerek vitrinlere bakınmaktan oluşan fiziksel aktiviteyi ayrı bir yere koydu. Yenilikler, aynı zamanda birbiri ardına gelmekte; çünkü bu dört ya da beş yenilik de internetin getirdikleriyle bağlantılıydı. Uzun vadede düşündüğünüzde kayda değer görünen bir başka konu da sadece 50 yıl önce insanların hâlâ Sovyet sınai kalkınma modelinin Amerikan kapitalizmini aşacağını düşünmesi. Amerikalılar bunu kendileri de ciddiye aldı; John F. Kennedy, Amerika’nın Rusya’ya oranla füze açığı bulunduğunu savunarak başkanlık kampanyası yürüttü. Uzay yolculuğuna öncelik eden de Sovyetlerdi. Amerika onları yakalamak zorundaydı.

Sonuç olarak, Sovyet modeli yenilik yapma kısmında başarısız oldu. Girdiyi çıktıya dönüştürebiliyor; ancak ortaya üretkenlik çıkaramıyordu. Amerikalılar, interneti savunma hazırlıklarının yan ürünü olarak icat ettiler. Amaç, bir nükleer saldırı durumunda insan hatalarını önleyecek şekilde tasarlanmış bir iletişim ağı sağlamaktı. Ancak adeta bir sonraki endüstriyel devrimin tohumu oldu. Kapitalizmin kuvveti, fikirleri uygulamaya dönüştürme gücünden geldi. O özel kapitalizminin kalesinde, ABD’de, interneti finanse eden ve daha sonra yaygın kullanıma açan şey hükûmet araştırmasıydı. Bu, kapitalist üretim tarzının çok yönlülüğünü gösterdi; kamu sektörünün inovasyon finanse etmesine karşı da dogmatik bir hoşnutsuzluğu yoktu. Sovyet modeli ise hür teşebbüsü kaldıramıyordu. Çin bunu anladı ve kamu ile özel sermayeyi başarıyla birleştiren esnek bir modeli benimsedi.

İnternet ile ilişkili inovasyonlar kümesi, 1980’lerden 2008’de yaşanan finansal krize kadar uzun bir süre boyunca hızlı bir şekilde büyümeye devam etti. 1970’li yıllarda otomasyon ve “iş hayatının bitmesi” korkusu vardı. Pratikte ise, yeni teknoloji birçok işi ekarte ederken yenilerini de ortaya çıkardı. Sıralama seçenekleri, sermaye piyasası türev araçları ve program ticareti gibi teknikler içeren yeni ürünler sayesinde ekonomik devrim mümkün kılındı.

Şimdi dünya genelinde, özellikle de OECD ülkelerinde, ekonomik faaliyetlerde düşüş yaşanan bir on yıl geçirdik. Yeni bir teknoloji dalgası, yapay zekâ ve robot bilimi üzerine konuşmalar yapılıyor ve tekrardan büyük bir işsizlik kaygısı var. Makinelerin imalatta insani işleri devralacağı söyleniyor. Arabalar artık sürücüsüz olacak. İnsanlar para kazanmak için ne yapacak?

Yapay zekâ ve robot biliminin çalışma hayatının geleceği üzerindeki etkisi çok tartışılıyor. Hamlelerden biri, kendini tekrarlayan fiziksel çalışma için insan emeğinin robot bilimiyle değiştirilmesi olacaktır. Böylelikle insan emeği, bir sonraki aşamanın programlanamayacağı ve hayal gücünün devamlı kullanılması gereken, gereksinimler değiştikçe çeşitlenecek işlerde uzmanlaşabilir. Kişisel bakım, buna örnek olabilecek bir iş. Öğretmenlik de genellikle küçük kişisel gruplar hâlinde yapıldığında en iyi sonucu veriyor. Yaşlanma bir problem olmaya devam ettikçe sağlık hizmeti, insan emeği için büyük bir talep kaynağı olacaktır.

İnsanlar hep makinelerden önde olacak; yapay zekâ ile çalışanlardan bile. Çünkü bir çözüm yolunu başkalarından önce görebilmek için gereken şey, hayal gücüdür. Sadece insanlar yapay zekâ yaratabilir. Devrimlere neden olan şey, yalnızca insan hayal gücüdür.

-Yazar, önde gelen bir ekonomist ve İngiliz İşçi Partisi üyesi bir asilzadedir-

Kaynak: Financialexpress

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.