Küresel İnsan Sermayesi Trendleri 2021 – Avrupa Raporu

135

COVID-19, şirketlerin ve çalışanlarının bir krizin baskısına karşılık verebileceğini gösterdi. İmkansız görünen zorluklarla karşılaşıp, muntazam bir pozitif değişim sağlayabileceklerini de. Peki pandemi yıkıcı olarak mı tarihe geçecek, yoksa yeni ve hızlandırılmış işin geleceğine doğru bir ‘zaman makinesi’ mi olacak? Şimdi, birçok kuruluşun karşılaştığı zorluk, amaçlarına sadık kalırken sürekli değişen ortamda gelişmek için yeni yollar keşfetmek.

Daha derinden bakalım

Bu yılki özel raporda, 2021 Küresel İnsan Sermayesi (Human Capital) Trendleri’nde araştırılan eğilimleri Avrupai bir bakış açısı ile ele alıyoruz. Kuruluşlar Covid-19’dan yavaşça kurtuldukça ve hayatta kalmaktan gelişmeye geçtikçe, beşeri sermayeyi yönetmek bitişik ve ayrık programlara ve teşviklere sahip olmaktan uzaklaşmak, daha dinamik bir yaklaşıma sahip olmak gerekecektir. Bu raporda, aksaklıklar ileriye gitmeyi engellese de, kuruluşların iş gücünü nasıl artırabileceklerini ve sıradışı insan özelliklerine nasıl yoğunlaşabileceklerini öğrenmek için beş farklı insan sermayesi trendine derinden bakacağız.

İşi sağlık üzerine tasarlamak: Çalışanların kendilerini en iyi hissedip en iyi şekilde çalışabileceği sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek

COVID-19’a karşı şirketlerin aldığı önlemler özel hayat ve iş arasındaki çizgiyi daha da belirsizleştirdi. Bu da sağlık ve refah endişelerine daha çok odaklanmamızı sağladı. İş tasarımına iyilik halini dahil ederek, kuruluşlar bireylerin desteklendiklerini hissettiği ve en iyi performanslarını gösterdiği sürdürülebilir bir gelecek inşa edebilir.

Uzaktan çalışmayı sürdürebilir kılmakta en önemli faktörün ne olduğunu yöneticilere sorduk. Büyük oranda iş tasarımını öne çıkaran seçenekleri ön plana koydular. Örneğin işin nasıl yapılacağını kişiye bırakmak, dijital işbirliği platformları kullanmak ve yeni toplantı normları oluşturmak. Bunların hepsi iş hayatına refah getiren şeyler. Yine büyük oranda, yöneticiler ekip lideri eğitimini de ön plana çıkardılar. Yüz yüze, uzaktan ya da hibrit çalışan ekiplerin hepsi için destekleyici ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmanın en önemli gerekliliklerinden biridir bu.

Yeni becerilerin ötesinde : İş gücü potansiyelini ortaya çıkarmak

COVID-19’un neden olduğu aksaklıklar sırasında, şirket liderleri çalışanlarını rollerini genişletmeye ve yapılması gereken her şeyi yapmaya çağırdı. Çalışanlar da önceliklerini belirleyerek ve yeteneklerini uygulayarak görevleri yerine getirmek için kendi inisiyatiflerini kullandılar. Bu yılki Küresel İnsan Sermayesi Trendleri Araştırması’nda Avrupalı yöneticiler, gelecekteki aksaklıkları yönetmekte en önemli faktör olarak “çalışanların uyum sağlama, yeni beceriler kazanma ve yeni roller üstlenebilme yeteneğini” belirlediler. Organizasyonlar, insanları belirli rollere sokmak için kuralcı bir yaklaşım benimsemek yerine, tutkulu oldukları alanları keşfetmeleri ve bunu yapabilmeleri için onlara destek olmayı dikkate almalıdır.

İşlerin sonuçlandığı süper-ekipler

Ekiplerin gücü, kriz sırasında şirketler için kurtarıcı olmuştur. Bir sonraki hedef, çalışanlara organizasyondaki etkilerini artırma fırsatı verirken, sorunları çözmek ve belli değerler oluşturmak için birlikte çalışan insan grupları ve akıllı makineler olan ‘süper ekiplerin’ oluşturulmasıdır. İnsan gücünü geliştirmek ve teknolojinin kullanılmayan potansiyelini keşfetmek üzere kuruluşlar, daha iyi sonuçlar elde etmek için odaklarını iş optimizasyonundan alıp, yeniden düzenlemeye koydular. 2021 Deloitte Küresel İnsan Sermayesi Trendleri Anketi, Avrupalı üst düzey yöneticilerin %54’ünün önümüzdeki bir ila üç yıl içinde kuruluşlarındaki çalışmaları yeniden düzenlemeye odaklanmayı planladığını gösterdi. COVID-19 öncesi bu oran yalnızca %28’di. Örgütlerin başarılı bir yeniden düzenleme yapabilmeleri için süper-ekiplerin oluşabileceği bir çalışma ortamı gerekir.

İş gücü stratejilerini yönetmek: İş ve iş gücü için yeni yollar belirleme

Sağlık ve ekonomideki mevcut kriz, kuruluşların iş güçlerini anlaması konusunda gelişmeleri üzerinde ciddi bir baskı yarattı. Bu, kuruluşların çalışanların refahını ve güvenliğini sağlarken, alternatif çalışmalara izin vermek için hızlı bir şekilde değişebilecekleri daha çevik ve esnek bir geleceğin anahtarıdır. Deloitte Küresel İnsan Sermayesi Trendleri 2021 Araştırması’ndan elde edilen sonuçlar, COVID-19’un birçok Avrupa kuruluşunu olası olaylar için planlama yapmaktan, yıkıcı olayları öngörmeye ve birçok olası senaryoyu düşünmeye teşvik ettiğini gösterdi.

İK’ya bir not: İşin yeniden inşasına geçişi hızlandırmak

COVID-19’un bir başka sonucu da, insan kaynaklarının krizde hayatta kalma çabalarının ön saflarına itilmesi ve sonuç olarak daha fazla güvenilirlik ve statü kazanmasıdır. İnsan unsurunun işteki artan önemi, İK departmanının yetkilerini genişletmesi ve gelecekteki çalışma gündemini benimsemesi için bir fırsat penceresi açtı. Şimdi, İK departmanının insan potansiyeli, süper-ekipler, sağlık ve iyilik hali ve iş gücü yönetimi hakkında yeni düşünce biçimleriyle şirket genelinde çalışmayı yeniden inşa etmek konusundaki daha güçlü konumlarına güvenme zamanı.

Çeviren: Muhammed İbrahim Aktürk
Kaynak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.