İŞİN GELECEĞİNDE ÖĞRENMEK GÜZELDİR

Geleceği gördüm, size anlatayım.

97

Son birkaç yıldır, iş gücümüzü geleceğe hazırlamak için yaklaşımlar araştıran, belirleyen ve paylaşan binlercesinden biriyim. Bir eğitim ve gelişim uzmanı olarak tutkum beni, bugünden hazırlanarak geleceklerinin dizginlerini ele almaları için iş gücümüzü teşvik ve tahkim etmeye yöneltiyor. Bu gelecek için oluşturulmuş eğitim ve gelişim modelleri tasarımı sağlam, gereken yeteneklerse uygulanabilir, insan merkezli ve yaklaşımda sezgiseldir. 

İşin geleceğinin ne zaman geleceği anlam bulanıklığıyla örtülmeye çalışılıyor. Basitçe “gelecek” diye hitap ediliyor. Konuştuğum çoğu kişi 10 ila 15 yıl (bazıları içinse 5 yılcık) aralığına tahmin verirlerdi. Ancak bizim tahminlerimizin gerçekleşeceği tam tarihi kimse öngöremiyordu. Kimse günler içinde gerçekleşeceğini tahmin etmemişti. Kimse koca bir dünyanın aynı zamanda evrileceğini tahmin etmemişti. Kimse, bizden başka… Hepimiz, uzaktan çalışma (remote work) durumunu süratlendiren yıllar yıllar geleceğe bizi fırlatan topluca küresel bir kriz tecrübe etmekteyiz. 

Gelecek şimdi, tam olarak şimdi.

Öğrenmenin Geleceği

Eğitim ve gelişim, iş gücümüzü geleceğe hazırlamakta kullanılan başucu izlemlerdendir. Öğrenmenin en etkili yolları üzerindeki münazara halen devam etmektedir: Öğretmen, sanal, E-öğrenim, hibrit vb. Bazıları, 21. yüzyıl öğrencileri için 20. yüzyıl modeli (Sınıf bazlı, öğretmen öğretimi) kullandığımız görüşünü savundu. Mevcut eylem çağrısı, eğitim ve gelişim sektörünü hızla evrim için fırsatlar keşfetmeye itti. İş hayatımızdaki ani değişim, yılların getireceği evrimi günler içinde gerçekleşmeye zorladı. 

Son birkaç aydır araştırmamın odağı, öğrencilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için önümüzdeki beş yılda eğitim ve gelişim sektörünün nasıl evrileceğine dair tahminleri de kapsıyordu. Öğrencilerin temel ihtiyaçları sabit, yukarıdan aşağı öğrenme modelinden toplu öğrenme modeline kayıyor. Bunların dışındaki diğer değişimler:

Önceden Gelecekte
Ne bilinmesi gerekirden Nasıl yapılıra
Öğretmene yönelikten Öğrenciye yöneliğe
Fizikselden Sanala
Bireysel konu uzmanından Ortak Çalışmaya Dayanan Uzmanlığa
Resmi yeterlilik belgesinden Gayri resmi yetenek envanterine
İtmeden Çekmeye
Denetmen yöneticilerden Koçluk yapan yöneticilere
Sabit öğrenim modelinden Karma öğrenim modeline

Eğitim ve gelişim için esas ve dönüşümü hızlandırıcı etmen bununla da bitmiyor. Öğrencilerin ihtiyaç duyduğu mükemmellik değil, hız; eğitim değil, performans ve iş akışı desteği. Şimdi hiç olmadığı kadar öğrencilerimiz destek için birbirlerine yaslanıyorlar. Ağ bağlantılı öğrenmeyi (networked learning) teşvik ederek onların insanlarla ve bilgiyle bağlantılar geliştirip sürdürmelerini sağlamak bizlerin vazifesidir. Araştırdığımız tüm o teorileri, metodolojileri, yaklaşımları uygulamamızın tam zamanı şimdi.

İş yeri eğitimi, yeni UI-UX (Çev. Kullanıcı arayüzü- Kullanıcı deneyimi) testi haline geldi. Vakit yenilik ve yeni teknolojileri etkin kullanma ve iş yeri eğitimini kolaylaştırmak üzere tüm kuruluşlarımızca mevcut içerik kaynaklarımızı kazma vaktidir. İçeriğe erişimi ve dolaşım kolaylığı önündeki barikatları kaldırıp içeriği öğrenci için iş akışı dâhiline yerleştirerek öğrenmeyi hızlı ve kolay kılacak yeni ortamlar yaratmalıyız. Öğrencilerimiz için basmaları gereken “tık sayısı”nı olabildiğine azaltıp ihtiyaç duyulan bilgiye olabildiğine hızlı ulaşmalarını sağlamalıyız. 

Empati kurmamızın, kendimizi öğrencilerimizin yerine koymanın, “ne bilmeleri lazım ve nasıl mümkün olan en kısa sürede ona erişmelerini sağlarız?” diye sormamızın tam vaktidir. Örnek olarak, ön saflardaki sağlık çalışanları, tarihsel açıdan eğitim bilgilerinin depolandığı öğrenme yönetim sistemlerine (LMS) erişmek için fena gark olmuş haldeler. Fakat kulaklıklarını takıp bilmeleri gereken bilgiyi sesli olarak dinleyebilirler, bu yüzden podkestlere (İng. Podcast) başvuruyoruz.  Öğretmen yönetiminde sınıf oturumlarını alıp öylece sanal bazlı çevrim içi oturumlara dönüştürmek kifayet etmediğini öğrendik. “Zoom heyecanı”ndan “Zoom yorgunluğu”na yalnızca haftalar içinde geçtik. Sanal öğrenim yaratıcı, iş birliği içinde destekleyici olmalıdır; öğrenim girişimlerinde davranışsal, duygusal ve bilişsel bileşenlerde eğitim biliminin önemi de elbette unutulmamalı. Öğrenciler ne kadar ilham dolu ve bağlanmış hissederlerse, öğrenim deneyimi o kadar güçlü olacaktır. 

“Zoom heyecanı”ndan “Zoom yorgunluğu”na yalnızca haftalar içinde geçtik.” Keith Keating

Bu ihtarlar yeni değil. Yılların teorilerini alıp iki haftada uygulamaya geçirmemiz lazım geleceğini bilmiyorduk. Kabul ediyorum şu an bazı teşebbüslerimiz hantal ancak çok çabuk öğrenip evriliyoruz ve nihayetinde başaracağız. Ne de olsa eğitim ekosistemimiz sarsıntı yaşıyoruz. 

Yeni gerçekliğimiz öğrencilerimiz açısından deneyimsel bir değişim olmaktadır. Eğitimleri, bizlerin “olsa iyi olurdu”larına değil, ihtiyaçlarına odaklanmalıdır. Sonucu bir yalın öğrenme (lean learning)modeli olacaktır. Öğrenmenin geleceği burada. 

Remote Work Kalmaya Devam Edecek

Şimdiye tek sadece şirketlerin bir kısmı uzaktan çalışanların gücünü ve kıymetini bilmişti. Kuruluşlar için gereken daha az alandan kaynaklı maliyet tasarrufuna ek olarak çalışana da yarar sağlanıyor. Fikrimce ben normal açık alan ofis ortamında üretkenlikte sıkıntılar yaşıyorum, işimin kalitesi de zarar görüyor. Kendimi ses ve ofis uygulamalarından dikkatimin pek kolay dağıldığını görüyorum.  Sekteye uğrayacağım korkusuyla el ele veren kaygı herhangi bir projenin tamamlamama kayda değer miktarda zaman ekliyor. Uzaktan çalışmak bana kendi seçtiğim bir ortamda çalışma fırsatı veriyor, bu da üretkenlikte artışla, kişisel esenliğimle ve daha iyi dağıtılmış bir iş-hayat muvazenesiyle sonuçlanıyor. Biz uzaktan çalışmanın savunucuları, “iş dediğin nereye gittiğin değil ne yaptığındır” iddiasıyla uzun zamandır bizleri fiziksel bir çalışma ortamına bağlayan prangaları kıracağımıza inanıyoruz.

Benim gerçekliğim artık dünyanın da paylaştığı bir gerçeklik. İki haftada milyonlarca çalışan uzaktan çalışmaya geçirildi. Dönüşüm ne mükemmel ne de kolaydı, çoğunun hazırlanma, müsait fiziksel alan ya da gerekli teknolojiye sahip olmak gibi bir lüksü yoktu ancak dünya ayak uyduruyor. Gerek uzaktan çalışmanın değerini görebilmek gerekse destekleyecek altyapıyı hazırlamak olsun, önceden kağnı yavaşlığında ilerleyen kurumsal dönüşüm atılımında sadece günler içinde başarı elde edildi. Yöneticiler güven oluşturuyor, erinç seviyelerini artırmak için çalışanlarıyla gerekli iletişim temposunu tutturmaya çalışıyorlar (Bunların ikisi de uzaktan çalışmada başarılı ilişkilerin temel ihtiyaçlarıdır). Evvelden uzaktan çalışma mümkünatını sorgulayan kuruluşlar, üretkenlik devam ettikçe birinci elden değerini yaşıyorlar. 

Sonuçsa gayet berrak: Uzaktan çalışma “çalışıyor”, gelecek için de değil sadece, bugün için de.

Gerçek Çeviklik Meydana Çıktı

İş modelleri yalnızca müşterinin ihtiyaçlarına değil, aynı zamanda küresel salgınla ablukaya alınan bir nüfusun da ihtiyaçlarına cevap vermek için de bir çırpıda değişti ve süratle evrilmeye devam ediyor. Otomotiv üreticileri solunum cihazları üretmekte, hazır yemek zincirleri tedarik zincirlerini okul öğle yemeklerini teslim etmek için geliştiriyor da geliştiriyor, bira üreticileri el dezenfektanları üretiyor.

Yalnızca iki ay önceki iş modellerinden bir lahzada bu kadar başarılı dönen bu kuruluşların bu çevikliğinin emsali görülmemiştir. Bu milyar dolarlık kuruluşların %100 uzaktan alışmaya geçip iş modellerini çarçabuk ve birkaç günde değiştireceklerini tahmin etseydim,  bana inanmazdınız. İşin geleceğini karşımızda ayan beyan görüyoruz. 

Yıllar boyunca fütüristler, gelecekte her türlü kurumsal ihtiyacı karşılayabilecek çevik, uyum sağlayabilir çalışanlar hedefini paylaştılar. Mevcut iş gücümüz bunu yapabilir, yapıyor da. Uzun zamandır mahareti işlerden ya da makamlardan ziyade becerilerle tanımlamak gerektiğini savunuyoruz. Tek gecede değişim gerçekleşti. Herkes birlikte çalışırken “Benim işim değil” (Bir kurumdaki çalışanların dile getireceği en tehlikeli üç kelimedir) bahanesi bir kenara atıldı. Öğretmenleri çevrim içi öğretim için eğitmek ya da hava yolları çalışanlarını hastanelerde gönüllü olmaları için yeniden donatmaktan, üretimi bir üretim hattından ötekine kaydırmak için beceri ve uzmanlık alanlarını geliştirmeye… Atik tetik ve yenilikçi kabiliyetimize örnekler bol bulunuyor. Şu vaziyette iş gücümüzün ispat ettiği uyumluluğu nefes kesici güzellikte. 

İşim geleceği artık burada. Hayır, tam olarak tahmin ettiğimiz o robotların ve teknolojinin görevlerimizi iyileştirdiği gelecek değil bu, o dereyi görmemize daha çok var, paçaları sıvamayalım. Şimdi gördüğümüz iş gücünün durumu tamamıyla empati gibi bizlerin bağlanıp birbirimizi anlamasını mümkün kılan yüksek mertebe bilişsel becerilerin gerekli olduğu insani tarafla ilgili. Sorun çözümü kabiliyetlerimiz, yaratıcılığımız ve gelişim odaklı zihinlerimiz, bizlerin menfi durumlarla ve kritik değişimlerle başarılı mücadele etme becerimizi ve dayanıklılığımızı pekiştiriyor.

Bizlerin Geleceği

Görünmez bir genel salgına ev misafiri olduğumuzda bir gecede tüm hayatımız sanal olup çıktı. Ayrılık, güvenliğin anahtarı oldu ama yine de soyutlanmamız arasında bir bağlantı taşıyoruz. Bağlantılıyız, hatta deli gibi bağlantılıyız, bu eşsiz felaketi de küresel bir toplum olarak hep birlikte tecrübe ediyoruz. Fiziksel bariyerler her yerde olsalar da sanal duvarlar çöküyor küçük gruplarımızdan dünyaya şefkat yağdırdıkça. 

Çabalarımız mükemmel değil. Daha iyisini elbet yapabiliriz lakin hazırlık sürecimizin kısalığı göz önüne alındığında her gün deney yapıyoruz. Bu deneylerin bazısı muvaffak olmayacak. Ne şu anki durumumuza çözüm var, ne de geliştireceğimiz sabık bir model. Ne de olsa bu “yeni virüs”ün yeniliği bizlere yönettiğimiz sürecin yeni, daha önce yaşanmamış olduğunu hatırlatıyor. 

Sert biçimde değişen manzaramızda geleceği görüyoruz:  Uzaktan çalışma, kurumsal çeviklik, ağ bağlantılı öğrenme (networked learning) ve insanlar arası bağlantısallık. Beklediğimiz gibi, yıllar boyunca süren dönüşüm sonucu robotların dünyayı ele geçirmesi şeklinde gelmemiş olabilir bu gelecek. Bunun yerşine bizleri fiziksel olarak ayrıştırıp sanal olarak bütünleştiren sinsi ve sessiz bir hızlandırıcıyla yüz yüzeyiz. Kendisiyle korku, öngörülmezlik ve belirsizliği getirdi. Fakat Bizim başarılı olmamızı sağlayan insanlığımızdır. Empati, yaratıcılık ve sorun çözebilme geleceğin becerileri, bugünün kabiliyetleri ve bizleri dayanıklı, yeri doldurulmaz kılan güçlerdir. 

Yazar: Keith KEATING
Çevirmen: Harun Sadi SİNCANLI
Kaynak:

Harun Sadi Sincanlı, 19 yaşında, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık 2. Sınıf öğrencisi, dilmaçlığın müptelası. Kuramsal ve dilbilimsel bakış açısıyla kendini zenginleştirmiş, BDÇ programlarıyla kendini talim etmiştir. Oyun yerelleştirme üzerine uzmanlaşmayı hedeflemektedir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.