İşin Geleceği Kadınlar Açısından Nasıl Görünüyor?

349

Çalışan kadın sayısındaki artış devam ediyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir çalışmaya göre 16-64 yaş arasındaki kadınların yüzde 72’si iş sahibi. Erkeklerin ise yüzde 81’i çalışıyor. Fakat 4. Sanayi Devrimi’ne girerken teknolojide yaşanan gelişmeler, kadın istihdamını etkileyecek.

Ulaşım, sağlık, imalat, perakende ve insan kaynakları otomasyonun çalışma şekillerini değiştireceği ve üretkenliği arttıracağı sektörlerden sadece birkaçı. Yeni teknolojilere adapte olmak, iş gücü talebindeki değişime ayak uydurmak ve otomasyon çağında başarılı olmak için hem çalışanların hem de işverenlerin ne yapması gerektiğinin düşünülmesi gerekiyor.

Otomasyonun tahmini etkileri değişkenlik gösteriyor ancak kesin olan bir şey var ki teknoloji geliştikçe meslekler yok olacak, değişecek veya yenileri yaratılacak. Bazı işler tamamen makineler tarafından yapılacak. Bu da çalışanların yüksek bir yüzdesinin meslek değiştirmesine sebep olacak. Kısmi otomasyon ile bazı işlerde mevcut iş gücünün yanı sıra teknoloji de yer alacak.

Yeni teknolojileri efektif bir şekilde kullanmak için çalışanların eğitim alması gerekebilir ancak bu durumun onların teknik, sosyal ve duygusal becerilerini kullanmaları için daha fazla zaman yaratabileceğini umuyoruz. Dijital ve teknolojik alanlarda çalışanlar için yeni fırsatlar ortaya çıkacaktır, fakat bazı tahminlere göre yükselen üretimin yaratacağı tüketim ve yatırım ile perakende, sağlık ve inşaat sektörlerinde de çalışan talebi artabilir.

Mesleki ayrımcılık sebebiyle otomasyonun etkileri cinsiyetlere göre fark gösterecek. Otomasyon sonucunda kaybolma riski en yüksek olan roller, makine operatörlüğü ve zanaatkarlık gibi rutin fiziksel çalışma gerektiren ve çoğunlukla erkeklerin çalıştığı meslekler ile sekreterlik ve hizmet/bakım sektörleri gibi rutin bilişsel görevler gerektiren ve çoğunlukla kadınların çalıştığı meslekler olacak.

Dünya çapında iş sahibi kadınların yüzde 7 ila 24’ünün 2030’a kadar meslek değiştirmesi bekleniyor. Birleşik Krallık’ta kadınların çalıştığı işlerin yüzde 70’i otomasyon sebebiyle yüksek risk altında. Bir tahmin modeline göre ise kadınlar 2020’lerin başında ve sonunda daha fazla zarar görecek. Otomasyonun gelişme ve implemente edilme aşamalarının farklılığı sebebiyle erkekler ise 2030’ların ortasında daha fazla zarar görecek.  

Değişim, basit sayısal hesaplama ve analiz gerektiren işler ile başlayıp yazı işleri ve karar verme süreçleri ile devam edecek ve son olarak da fiziksel meslekler, problem çözme ve reaksiyon gerektiren görevler otomatize edilecek. Yüksek beceri gerektiren ve maaşı da yüksek olan yeni roller ise ilk olarak erkeklerin domine ettiği kategorilerde ortaya çıkacak.  

Bu alanlardaki işverenler, işe alım pratiklerinin dönüşüm geçiren kadın iş gücünün dikkatini nasıl çekeceğini ve yerleşik önyargıları yıkarak nasıl işe alım yapabileceklerini düşünmeliler. Ayrıca kadın temsilinin yüksek olduğu ve oluşacak ekonomik büyüme ile yeni rollerin ortaya çıkacağı perakende ve sağlık gibi sektörlerde, kadınların bu yeni mesleklerden yararlanabilmesi için iyi konumlandırılması gerekiyor.

İş kayıplarıyla ve yeni iş arayışlarıyla karşılaşan kadınlar, teknolojinin gelişmesiyle yaptıkları işteki değişikliklerle de mücadele edecek. Kadınların kısmi otomasyondan, çalıştıkların işlerin farklılığı sebebiyle, erkeklerden daha çok etkilenecekleri söyleniyor. Bu değişiklikler çoğunlukla otomasyon ile birlikte çalışabilecek yüksek eğitimli kadınları etkileyecek. Otomasyon – insan birlikteliğinin başarılı olması için programlama ve genel teknik know-how gibi yeni şeylerin öğrenilmesi gerekecek. Eğitim sektöründeki sınav yapma, not verme gibi işler otomatize edilirken öğrencilerin cesaretlendirilmesi veya sağlık alanındaki hasta ilişkileri hala insanların işi olacak.

Güvenilir otomasyon sistemlerinin artması ile bazı kadınlar uzaktan, esnek ve bağımsız çalışma fırsatlarından yararlanabilecek. Teknolojinin freelance çalışmayı yaygınlaştırması yaşadığı coğrafya ve zaman dilimi sebebiyle dezavantajlı olan kadınlara yeni fırsatlar sunacak.

Örneğin sağlıkta doktorlar imkanlar ölçüsünde uzaktan tedavi sağlayabilecek. Online eğitim ile öğretmenler evden çalışıp uluslararası öğrencilere ulaşabilecekler. Teknoloji kadınların bu esneklikte çalışmasını sağlasa da bunun düşük maaş ve sosyal haklar gibi dezavantajları da var.

Temsiliyet ve ev işleri gibi sorunlar kadınların gelecekten beklentisini azaltıyor. STEM (Science, Technology, Engineering, Math) alanlarında kadın temsiliyeti çok düşük ve yeni teknolojileri erişimleri de limitli. STEM alanlarındaki yükseköğrenim seviyesinde kadınların oranı yüzde 35 iken, bu sektörlerdeki iş gücünün ise sadece yüzde 22’sini oluşturuyorlar. Daha iyi temsiliyet, ihtiyaç duyulacak yeteneklerin belirlenmesi ve kişiye özel rehberlik ile kadınların motivasyonu ve STEM’e dahiliyeti arttırılabilir.

Kurumsal kültürdeki değişiklik, kadınların bu duruma ilgisiz olacağını veya teknolojiyle anlaşmayı başaramayacağını söylemiyor. Fakat hala kadınların ev işlerinin büyük çoğunluğunu yaptığını biliyoruz. Bu da yeteneklerine ve kariyerlerine ayıracakları para ve zamanı kısıtlıyor. İşverenlerin kadınlara daha fazla fırsat sunarak alacakları teknolojik eğitimleri arttırması ve öne çıkmalarını sağlaması gerekiyor.

Yazan: Beth Mason
Çeviren: Berke Kadam
Kaynak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.