İş Dünyasının Geleceğiyle İlgili Dört Tahmin

2.415

İş dünyasının geleceğiyle ilgili birtakım düşünceler, profesyonel hayatımda da kendime vakit ayırdığım zamanlarda da beni buluyor. Yaşları 4’ten 14’e değişen dört çocuk babası ve bir dünya vatandaşı olduğumdan geleceğimiz elbet beni de ilgilendiriyor.

Serbest zamanlı bir çalışma sitesi olan Upwork’ün CEO’su olarak endüstrimizdeki köklü değişiklerle birlikte onların gerçekleşme hızına birebir tanıklık etmekteyim. İş, Cinsiyet ve Eğitimin Geleceği Kurulu’nun başkanlarından biri olduğum Dünya Ekonomi Forumu’nda, yapay zekanın iş dünyası üzerindeki muhtemel etkilerini ve bu süreçte üzerimize düşenleri tartıştık. Vardığımız sonuç ise değişen dünyada daha üretken ve eşit bir çalışma ortamı yaratabilmek için sanayi çağından kalma alışkanlıklarımızdan kurtulmamız gerektiği oldu.

2017 süresindeki deneyimlerim ve bana ilham veren kitapların da etkisiyle iş dünyasının geleceği hakkında size söyleyebileceğim dört şey, aşağıda yer almaktadır.

1- Yapay zeka ve robotik alanı insanların işlerini elinden almayacak; aksine daha fazla iş yaratacak – tabi biz bu değişim sürecini iyi bir şekilde yönetebilirsek

Yapay zekanın dünyayı ele geçirip geçirmeyeceği giderek büyüyen bir tartışma halini aldı. Teknoloji lideri Elon Musk’a göre o, “varlığımıza olan en büyük tehdit” olarak tanımlanmakta. Ama makinelerin insanları bastırıp gücü ellerine alması bilim kurgu hikayelerinde rastladığımız bir şey. Yoksa bunun örneğini teşkil eden herhangi bir tarihi bilgi veya belge bulunmuyor.

Bu senenin başlarında yine demiştim ki yapay zekanın geleceğimize etkisi, insanların yapacağı işlerin tamamen yok olması şeklinde gerçekleşmeyecek. Yani makineler kendilerini üretmiyor sonuçta. Asıl bize düşen, bu süreci çok iyi bir şekilde yönetmek. Bu da fırsatları yok etmek değil, onları yaratmak anlamına geliyor.

“Makinelerin yükselişinden” korktuğunu ifade eden tek kişi Elon Musk değil. Bizden önceki tüm nesiller köklü teknolojik değişimlerden korkmuştu. Ama zaman içinde gördük ki makineleşme daha az değil, daha fazla iş yarattı ve bunun böyle kalacağından eminim. Bununla birlikte elbet artık ihtiyaç duyulmayacak işler olacak, bunların hangileri olacağını tahmin etmek o kadar da zor değil. Ancak mesela 30 sene sonra hangi işlerin rağbet göreceğini kestirmek cidden zor.

Sanıyorum ki gelecekte iş sıkıntısı çekmekten ziyade var olan işleri yapacak yeterlilikte insan bulmakta zorlanacağız. Tarih oldu 2018. Artık ya insanlar ya makineler diye düşünmeyi bırakıp, insanlar ve makineler birlikte çalışıp dünyanın sorunlarını nasıl çözebilir, ona bakmalıyız. Nihayetinde bir sonraki adıma karar verenler yine biziz.

2- Şehirler, yetenek avcılığına başlayacak

Amazon, ikinci bir HQ inşa etmek için 5 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı planladığını açıkladığında farklı şehirlerden 200’den fazla teklif almıştı. Amerika genelindeki metropoller, Amazon CEO’su Jeff Bezos’un ilgisini çekebilmek için pek çok şey yaptı. Karton kutulardan Amazon merkezi maketi yapan mı ararsınız, siteden rastgele 1,000 ürün alıp hepsine beş yıldızlı yorum yazan mı… Empire State Binası gibi bilinen yerleri “Amazon turuncusu” şeklinde ışıklandıranlar bile vardı.

Ama Kaliforniya’daki San Jose şehri bu kafileye katılmamıştı. Başkan Sam Liccardo, maddi kazançlardan ziyade yetenek ve kaliteye değer veren, ileriye bakan biri. Wall Street Dergisi’ndeki serbest kürsüde “Neden Amazon’un HQ Projesinin Peşinden Koşmuyorum” isimli bir yazı yayımladı. Bu yazısında Başkan Liccardo, “Amazon gibi büyük şirketler, teknoloji alanında yetkin kişilerin bulunduğu bölgeleri ellerinde tutmak ister” dedi. Ben de böyle düşünüyorum. Yoksa her önüne gelen yerde ofis açmak pek akıllıca bir hareket olmayacaktır.

Geleceğin yetenek avcılığı şirketler arasında değil, şehirler arasında olacak. Teknoloji insanları daha da özgürleştirdikçe ve uzaktan çalışma norma dönüştükçe insanlar işlerine en yakın olanda değil, istedikleri şehirlerde yaşamaya başlayacaklar. Seçecekleri şehirler de teknoloji dostu bir çevre yaratıp onlara birtakım “imkanlar” sunmaya bakacak.

3- 2027’ye kadar Amerika’daki çalışanların çoğu serbest zamanlı çalışmaya geçecek

Günümüzde serbest zamanlı çalışan 57 milyondan fazla insan var. Bu da Amerikan iş gücünün yaklaşık %36’sını oluşturuyor. Upwork’te yayımlanan ve iş gücü büyüme oranlarını barındıran “Amerika’da Serbest Zamanlı Çalışma: 2017” raporuna bakılırsa 2027’ye kadar Amerika’da çoğunluk uzaktan çalışıyor olacak. Z kuşağının şu an bile neredeyse yarısının bu şekilde çalıştığı göz önünde bulundurulursa, gençlerimizin bu değişimi yaratanların kendisi olduğunu söylemek mümkün.

Aynı zamanda şirketler de bünyelerindeki ihtiyaçları doğrultusunda serbest zamanlı çalışacak insanlarla anlaşacaklar. Oxford İnternet Enstitüsü’nün bir raporuna göre büyük çaplı girişimler iş hacimlerini 2017’de bu anlamda %26 büyütmüş durumda. Pfizer ve Samsung gibi şirketler, çevrimiçi çalışanlara yönelen firmaların arasında yer alıyor.

4- Eğitim anlayışımız değişecek

Eğitim sistemimiz artık gençlerimizi günümüz iş dünyasına hazırlamaya yetmiyor. Okulda matematik, pozitif bilimler ve sanat dallarını ayrı ayrı öğrenip sonra çağın ekonomik problemlerini çözmeye çalışmak pek işe yaramıyor. Öğrencileri yarınlara hazırlamak için artık eğitim sistemimizdeki tortulaşmış uygulamalardan kurtulmamız gerekiyor.

İnanıyorum ki gelecekte eğitim 21. yüzyılın ihtiyaçlarıyla orantılı olarak daha da esnekleşecek. Teknoloji uzmanlarının tavsiyeleriyle artık proje bazlı okullar açılmaya başlanıyor. Bazı örnekler arasında şunlar sayılabilir: Sylvain Kalache ve Julien Barbier tarafından San Fransisco’da kurulan Holberton, Boston’da eski Google yöneticisi Sep Kamvar tarafından kurulan Wildflower Okulu ve New York’ta Babur Habib and Doug Schachtel’in kurduğu Portfolio. İşte geleceğin eğitimi bu okullardaki gibi olacak. Nitelikli çalışanların yetiştirilip iş hayatına kazandıracak, öğrencileri hayat boyu öğrenmeye teşvik edecek ve onları değişen çevreye ayak uydurmalarına yardımcı olacak becerilerle donatacağız.

Kaynak: Weforum

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.