İnsanlığın yeni zamanı nasıl olacak?

208

Bu yazıya başlamadan evvel tesadüf eseri son birkaç haftaki makalelerimin başlığını alt alta gördüm ve farkettim ki hepsinin içinde bir yerlerde bir şekilde ‘gelecek’ kelimesi geçmiş. Bugün ise öyle görünüyor ki bu döngüyü en olması gerektiği biçim ile tamamlıyorum; gelecek konusunda yapılmış bir festivalde anlatılan konulardan bir özet niteliği taşıyacak olan önemli bazı bilgileri sizlere aktararak ve sizlere geleceğe dair biraz daha umut aşılayarak. Çünkü öyle sanıyorum ki yeni dünyaya uyum gösterecek olan yeni insan modeli özellikle de bugünlerde hepimizin son derece ilgili olduğu bir konu. Dolayısıyla makaleyi bitirdiğiniz zaman iyi hissedeceğinizi düşünüyorum.

İyi takip edebilmeniz için her şeyin en başından başlıyorum.

Bu bahsettiğim gelecek festivalinin gerçek adı ‘Future Skills Fest’ /‘Gelecek Yetkinlikleri Festivali’. Festivalin yapılma amacı ise; ‘olabildiğince erken bir zamanda gelecekte olacağımız kişi için doğru yolları bulmak ve geleceğe dair yol haritası çıkarmak.’

Girişimcilerden felsefe hocalarına, yaşam koçlarından “mindfulness” eğitmenlerine, psikologlardan sosyologlara, yönetmenlerden multi-disipliner sanatçılara, ceo’lardan günümüz kanaat önderlerine kadar pek çok konuşmacının yer aldığı bu festivalde ise benim devreye girdiğim yer; insanlığın yeni zamanının nasıl olacağının konuşulduğu paneldi. Moderatörlüğünü üstlendiğim bu panelde ise bana göre en önemli ve de altı çizilmesi gereken husus, konuşmacıların hiçbirinin yolun başında tek bir kariyer yolculuğunu kabul etmemiş olarak kendilerini multi-disipliner yani çok yönlü bir yapıda yetiştirmiş oluşlarıydı.

‘Tasarla’ bölümü altında yer alan ve “İnsanlığın yeni zamanı / Gelecek Gerçekliğini belirleyen teknolojiler (XR)” adını taşıyan bu oturumda yer alan kişiler ise pek çoğunuzun aşina olabileceği; Koç Üniversitesi Karma Gerçeklik Laboratuvarı’nın Eş Direktörlerinden uzman avukat ve XR teknolojileri uzmanı Ivon Bensason ile interaktif medya ve sanat tasarımcısı Evren Yantaç, Sosyoloji lisansı üzerine yapay zeka yüksek lisansı yaparak kendini farklı bir geleceğe hazırlamış olan ve internet dünyasında Datafobik olarak bilinen yazar Elif Data Demirci ve Hologram teknolojisini ülkemize getiren kişi olarak bilinen Musion Türkiye ve Map Global Teknoloji Kurucusu Murat Günenç.

Kendi panelimde yer alan bu konuşmacılara ilk olarak, geleceğin onlar için nereye doğru gittiğini sorup ardından da toplumun geneline, daha doğrusu büyük bir bölümüne bakıldığında kendi yetkinliklerini çok erken bir dönemde kendi kariyerlerine ek olarak geliştirebilmiş oldukları için bugünün şimdisini nasıl gördüklerini sordum.

Sevgili Günenç bu iki soru ile ilgili olarak, insan odaklı, tasarımı, sanatı, fikri hayali içinde biriktirenlerin artık zamanı geldiğini söylerken aynı zamanda estetik sahibi, çok farklı yetilere sahip (polymath – hezarfen), kendisi ve çevresi ile ahenk içinde olan, iyi iletişim kurabilen, muhakeme sahibi insanların yeni dünyanın düzenini kuracağından bahsetti. Ve bu konu ile ilgili olarak da; “Bence, insanlık çok kritik bir eşikte. Artık farkına varması ve arkasına çok da bakmadan atlaması gereken bir eşikte. Teknoloji, özellikle ileri teknoloji bizden yoğunlukları alacak, daha çok başta kendimiz olmak üzere, insana, tasarıma, sanata odaklanmamıza fayda sağlayacak. Bu kritik eşik çok disiplinli yeni bir rönesans.” cümlelerini kurdu.

Buna ek olarak ise bugünü yaşayacak ve geleceği şekillendirecek olan insanın, çok disiplinli, hakikati iyice görmüş bireyler olmasını sağlamak için teknolojiyi bir amaç olarak görmesi gerektiğini, dolayısıyla da XR (Extended reality) tanımı içinde olan Hologram, AR, VR gibi ileri teknolojilerin bu noktada son derece önem kazandığını dile getirdi. Bu konu ile ilgili olarak ise “Bu kritik eşikten geçerken, ‘görmeden inanmayan, hissetmeden ikna olmayan insana’ geleceğin, sanatın, ilerlemenin görselleşmesini en iyi yapan unsurlardan biri olduğu için, kafamızdaki illüzyonları yıkıp, yeni gerçekliği belki de şaşırarak kabul etmeyi daha kolay sağladığı için, bizi Platon’un mağara alegorisinde bahsettiği mağaradan çıkarıp, ışığa baktırdığı için önemli buluyorum. Yeni dönemde neyin sanal neyin gerçek olduğunu biz ve teknolojilerimiz belirliyor olacağız.” diyerek bize bir hatırlatmada bulundu.

Bensason ise okulun bize teori öğretmekte olduğunun ve buna ek olarak da iş hayatının güncel piyasa koşullarına uygun deneyim edindirirken bir yandan da para kazandırdığı konusunun üzerinde durarak buna rağmen çoğumuzun hep aynı işi yapmayı sevmediğini, dolayısıyla yapay zekanın da o noktada imdadımıza yetiştiğini anlattı. Önümüzdeki dönemin bizden makinenin bir dişlisi olmak yerine kendisi olmamızı isteyeceğini dolayısıyla da gelecekteki insan profilinin aynı zamanda lider, sunum yapabilen, network sahibi, iletişimde başarılı, pazarlama ve “self marketing”i iyi, yönetim becerilerine hakim yani kısacası her şeyden biraz anlayan, uzaktan da ekip halinde çalışabilen insan modelinden geçeceğini anlattı. Diğer bir yandan ise geleceğin olmazsa olmaz yeteneklerinin özellikle strateji, pazarlama, finans, insan kaynakları, satın alma, operasyon gibi şu an birbirinden ayrı gibi duran tüm bölümlerin yeni teknoloji ve dijital trendler ışığında İsviçre çakısı gibi her şeyin bir arada olduğu bir hale dönüşmesi yolculuğunda olduğunu söyledi. Buna ek olarak ise: “Kurumsalda da olsanız girişimci de olsanız, gelecek en az bir alanda uzmanlaşmış ve işletme biliminin her alanından temel derecede anlayan, dolayısı ile hızla gelişen her sürece kolaylıkla adapte olabilen kisileri, yani otomasyona fark atabilen gençleri tercih edecek gibime geliyor.” cümlesi ile sözlerini sonlandırdı.

Projenin yaratıcısı Alp Sezginsoy (FOW.Connect, Kurucu) ise Future Skills Festival’ın geleceğin dijital yetkinlikleri ile yaratıcılık, sanat, farkındalık gibi alanları bir araya getiren, akademi, sanat, kişisel gelişimi birleştiren, bu yönleriyle de kendi alanında dünyada bazı açılardan ele alındığında ilk olan bir festival olduğunun altını çizerken bir yandan da esneklikle adapte olmaya, cesaret ve yılmazlık duygusu ile dönüşümü kucaklamaya hazır olması için kişileri geleceğe hızlı bir biçimde hazırlamaya çalıştıklarını anlattı.

Festivalden bir gün önce buluştuğumuzda ise Sezginsoy, ilk olarak festivalin kendisi için bir çağrı olduğunu hissettiği an kolları sıvadığını, ardından da Koç Üniversitesi Kariyer Gelişim Merkezi ve İşin Geleceği (FOW.Connect) ile beraber 1 yıla yakın sıkı bir çalışmanın ardından da bugünkü festivali gerçekleştirebildikleri noktaya geldiklerini anlattı. Sözlerine “Gelecekte bizi, katlanarak hızlanan bir dünyada kendin olabilmek, kendi merkezinde kalarak öğrenebilmek, insanlarda niş uzmanlıkların gelişimi ve bunların hızlı paylaşımı, bekliyor.” diyerek devam eden Sezginsoy, kendini keşfetmenin işin geleceğini de yarattığına inandığının özellikle vurguladı. Ardından ise Ken Wilber’in söylemini hatırlatarak şu anki eğitim sistemimizde teknik bilgi ağırlıklı bir eğitim aldığımızı ancak insanın kendini keşiften aydınlanmaya kadar çok katmanlı bir varlık olduğunu dolayısıyla da işin geleceğinin aslında insana kendini geliştirme fırsatı sunduğunu ve rekabet konusunda bizi avantajlı kılabilecek her şeyin bu alanda saklı olduğunun bilgisini verdi.

Diğer bir yandan festivalin sunumunu üstlenen ve Kariyer Gelişim Danışmanı olarak 5 yıldır gençlerle çalışan Seray Nâsırlı’ya göre ise “festivalde öne çıkan en önemli konulardan biri festivalin, katılımcılara başından sonuna gelecek yetkinlikleri ile bağlantılı bir konu-aksiyon haritası sunmasıydı”, dedi. Özellikle oturumlara isimlerini veren “Keşfet, Tasarla, Geliştir, Transfer et” akışının Koç Üniversitesi Kariyer Gelişim Merkezi’nin ‘E.D.I.T. Modeli’ne dayandığını, “Edit Your Career!” mottosu ile “Kariyerini Biçimle/Düzenle” vurgusu yaparak gelecek yetkinliklerin geliştirilmesi sürecine bir organizma gibi yaklaşıldığını belirtti. Yetkinlik gelişiminin; sabit olmayan, dış etkenlere göre değişim gösteren, yaşayan bir süreç olduğunun öneminden bahseden Nâsırlı, “Gençlere sahip oldukları ve de geliştirmek istedikleri becerilerle ilgili bir gelişim haritası sunmak” bu festivalin en önemli mesajıydı dedi.

Tüm bu anlatılanların ardından ise, festivalin içinden bir göz olarak, festival boyunca tüm anlatılanlara paralel bir biçimde festival sırasında bir kenara not aldığım şu notların altını bir kez daha çizmem gerektiğini düşünüyorum;

1) Alışkın olmadığımız bir gelecek geliyor.
2) İşiniz sürekli değişecek, aynı işte dursanız bile yeni beceriler sürekli ediniyor olmanız lazım.

Tasarla bölümünde ise benim moderatörlüğünü üstlendiğim panel başlamadan önceki konuşmacı multidisipliner sanatçı Candaş Şişman’dı. Şişman ile bugüne kadar hiç yüz yüze tanışmadık ancak ben kendisinin 2014 Venedik mimarlık Bienali, “Türkiye Pavyonu Bellek Mekanları” Sergisi’nde ilk kez sunulmuş ses enstalasyonu üzerine 2 yılı kadar önce bir makale yazmıştım. Belki hatırlayanlarınız olacaktır, Ankara CerModern’de gezdiğim 12 kulaklıktan oluşan bu ses enstelasyonuna ilişkin makalemde şöyle yazmıştım;

“Candaş Şişman’ın enstalasyonunun kendini gerçekleştirebilmesi için size ihtiyacı var. Aynı bu hayatta karşılaştığınız her şeyin, buna siz de dahil, kendisini gerçekleştirebilmesi için size ihtiyacı olduğu gibi..”

Ardından da makalemi şu cümleler ile tamamlamıştım;

“Görme halinin başka bir evresine geçerek o güne kadar görüyorum sandığın her şeyi yeni baştan görmek ve bir ‘Change maker / değişim yaratan’ olabilmek. Bence gelecek burada yatıyor.”

Şişman’ın bu festivaldeki konuşması sırasında ise dikkatimi çeken ilginç bir şey oldu. Konuşması başladığında diğer tüm konuşmacılardan farklı bir şekilde görüntüsü ekrandan yok olarak yalnızca sunumu ile beraber sesi kaldı. Kendisini görmeden yalnızca sesini dinlemekte olduğumuzu fark edince de bu durumun ne kadar anlamlı olduğunu düşündüm. Sesle bu kadar ilgilenen, ses enstalasyonları yapan bir kişinin bu festivalde görüntüsü yerine sadece sesinin akılda kalması bile herşeyin son derece bağlantılı olduğunun küçük de olsa teyitiydi bana göre. Bu sırada Şişman konuşmasında o dakikalarda bize, yaşamdaki gündelik merakının “Sesi nasıl görürüz, gördüğümüzü nasıl duyarız?” ve de “Zaman ve mekan algısını nasıl manipüle ederiz?” sorularının cevabını veriyordu..

Şimdi tüm bu bağlantıların ardından ise bana göre Şişman’ın bu festivalde kurmuş olduğu bu iki cümle bile bana bugün, geçmiş ve yakın gelecek üzerine çok fazla mesaj veriyor. Bence bu hayatta hem kendiyle hem de hayatı ile ve dünyanın nereden nereye gittiği ile ilgili doğru merakı olan birinin önüne merakını deneyimleyebileceği bir alan, onu bir sonraki seviyeye geçirebilecek olan bir davet her zaman çıkıyor. Mühim olan bu davet geldiğinde ya da böyle bir alan açıldığında, ben diğerlerinden farklı mıyım?, olmalı mıyım? Sorgusuna girmeden cesur olup kendine güvenerek yapılması gerekeni yapılması gerektiği zaman yapmak. Çünkü bence insan farklı biri olmaya çalıştığı için diğerlerinden farklı şeyler yaşamıyor bu hayatta gerçekten farklı olduğunun farkında olduğu zaman farkı yaratabiliyor.

Festival Hakkında: Pandemi şartları nedeniyle online olarak gerçekleştirilen Future Skills Fest (Gelecek Yetkinlikleri Festivali) bu yıl ilk yılı olmasına rağmen içinde 1000’den fazla öğrenci, akademisyen ve iş dünyasından profesyonelin olduğu 2000’den fazla kişiye ulaştı. Festivalin hedef kitlesi olan 15-28 yaş gençlere ek olarak içeriğin çok yönlü olması nedeniyle, iş hayatı ve akademik dünyadan da pek çok kişiyi bilgisayarları başına çeken festival, dört oturumda 31 konuşmacı ve panelistin katılımıyla gerçekleştirildi. Kanaat önderleri, akademisyenler, eğitim kuruluşu yöneticileri ve günümüzün uzmanlarının bir araya geldiği bu festival FOW.Connect ve Koç Üniversitesi Kariyer Gelişim Merkezi işbirliği ile gerçekleştirildi. Organizasyonunun bir devam niteliği taşıyan Future of Work Summit (İşin Geleceği Zirvesi) ise 10-11 Kasım’da gerçekleştirilecek.

Yazan: Duygu Merzifonluoğlu
Kaynak

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.