Hibrit Çalışma, Uzaktan Çalışma Çözümleri Sağlayanların Geleceği Olacak

213

Şirketlerin evden çalışma düzenlemelerini kısa bir süre içerisinde hayata geçirmesiyle, uzaktan ve hibrit çalışma çözümleri salgın süresince yükselişe geçti. Google Trends üzerinde hızlı bir arama, bu tür çözümlere olan ilginin 2020’de salgının doruğu olan Nisan ayında zirveye ulaştığını ve Eylül ayının başlarında da ilgiyle devam ettiğini gösteriyor.

Bununla birlikte, aşı programlarının dünyanın başlıca birçok ülkesinde yaygınlaşması nedeniyle, işverenler çalışanlarından iş yerlerine dönmelerini veya hibrit (karma) çalışma stilini benimsemelerini istiyor.

Peki, işin geleceği neye benziyor ve uzaktan çalışma çözümü sağlayıcıları bu ikinci değişime nasıl uyum sağlayacak?

Hibrit çalışma statükosu

Zoom’un uluslararası başkanı Abe Smith, şirketlerin ofis ortamına dönmesine rağmen COVID-19’un uzaktan çalışma araçlarının benimsenmesini hızlandırdığından, salgın sonrası birçok uzaktan çalışma uygulamasının yaygın kullanımının devam edeceğini söylüyor.

“Şirketler, aşıların hazır hale gelmesiyle birlikte hibrit çalışma modelinin uygulanabilirliğini test ediyor gibi görünüyor olsa da yerel çalışanların %85’i belirli bir kapasiteyle evden çalışmakla ilgilendiklerini, %64’ü ise evden çalışırken daha üretken hissettiklerini dile getirdi. Şirketler eski normlarına geri dönüp dönmeyeceğini veya hibrit çalışma stilini kabul edip etmeyeceklerine karar verecekleri için bu istatistikler göz ardı edilmemeli,” diyor.

“Pek çok şirket, esnek çalışmanın daimi bir düzen haline geleceğini öngörüyor ve merkezinde de video konferans uygulamalarının olduğu hibrit çalışma modeline desteklerini göstermek için öne çıkıyor.”

“Twitter, çalışanlarının belirsiz süreyle evden çalışabileceğini belirttiği sırada Mastercard, çalışanlarının istediği kadar uzaktan çalışabileceklerini ifade etti. Kısa bir süre önce HSBC, salgının tamamen ortadan kalkması durumunda bile hibrit çalışma modelini kabul edeceklerini belirterek, uzun vadeli olmak üzere tüm dünyada ofis alanlarını ikiye bölecekleri planları duyurdu.”

Smith, Zoom video konferansı platformunun kullanımının, Aralık 2019’da günlük 10 milyon toplantı katılımcısından Nisan 2020’de 300 milyona çıkmasıyla birlikte salgın sırasında kullanıcılarında dev bir artış gördüğünü açıklıyor.

“Salgın, Zoom için bir darbe olarak geldi. Platforma katılan çok sayıda yeni ve çeşitli kullanıcıların akınını gördük. İlk başlarda, dünya çapındaki işletmelerin, okulların, devlet kurumlarının ve daha birçok diğer kuruluşun salgın sırasında bağlı ve işlevsel kalmasını sağlamak için gece gündüz çalışmalıydık.

Şimdi çeşitli kullanım örneklerine sahip olduğumuza göre, yeni kullanıcılar için çekici ve onlar için doğru olacak bir marka deneyimi yaratma görevi de bulunuyor. Buna ulaşmak için, düzenli olarak kullanıcılarımızdan geri bildirimler istiyoruz — ve bu, video çağrılarına filtre ve çıkartmaların eklenmesi gibi şeylerin yanı sıra, kullanıcılarımızın toplantı içi deneyimlerini iyileştirmeyi amaçlayan OnZoom ve Zoom Apps gibi yeni işlere yol açtı.” diyor.

Smith, kuruluşların artık iş sürekliliği ihtiyaçlarına hitap etmekten ziyade, Zoom gibi uygulamalara bağlanarak, insanların nerede olurlarsa olsunlar çalışıp öğrenebilecekleri bir geleceği desteklemeye geçtiklerini gözlemliyor.

Zoom’un 2011’deki kuruluşundan bu yana, video iletişiminin geleceğin teknolojisi olduğuna ve salgının da WFH (work-from-home, evden çalışma) modelinin sadece uygulanabilir değil, aynı zamanda verimli olduğunu da gösterdiğine yürekten inanıyor.

“Güneydoğu Asya gibi çeşitli ve parçalanmış bölgeler için bu, işletmelerin satış ve destek ekipleri ile kendi bölgelerinde ve belki de daha ötelerinde büyümeleri adına daha büyük bir bağlanabilirlik sunar.”

Bununla birlikte, bu yeni çalışma ortamı, Zoom gibi şirketler için yeni zorluklar da getiriyor. Smith, salgın sırasında bir “deneme çalışması” olmasına rağmen işletmelerin halen hibrit çalışma modeline alışmanın ortasında olduklarını ifade ediyor.

Birçok işletme, aşina olmadıkları yerlere geçtiği ve salgın sonrası toparlanma süreçlerini en üst düzeye çıkarmayı umdukları için hibrit çalışma modelini uzun vadeli olarak benimseme konusunda hala tereddüt içerisinde olabilir, diyerek durumu açıyor.

“İşletmeler, iletişim açısından video öncelikli ve toplantı odaklı olmaya dönüşünce mevcut kurumsal telefon sistemlerinin bu geçişi destekleyemediklerini de keşfetmiştir. Sonuç olarak, uzaktan çalışan kullanıcıların mobil kalmasını sağlayan, mevcut video konferans yazılımına entegre edilecek sadeleştirilmiş bir telefon sistemine yoğun bir talep oluşmuştu.”

Zoom, kuruşların hibrit çalışma modeline olan geçişlerini destekleme amacı ile çalışanın sağlığını ve güvenliğini stratejilerinin merkezine koyan ‘her yerden çalış’ planını geliştirmelerini sağlamak için tasarladıkları çeşitli özellikler çıkardı.

“Ayrıca normal web seminerlerinde de bulabileceğiniz hatırlatıcılar ve takip e-postaları ile üyelik, raporlama, soru-cevap oturumları, anket, el kaldırma özelliği, transkripsiyon ile MP4/M4A kaydı gibi özellikleri içeren Zoom Webinars gibi çözümler çıkardık ve yayın imkanları ekledik.”

Çalışma düzenlerindeki dört ana trend

Google Malezya genel müdürü Marc Woo, tüm iş pozisyonlarına ve sektörlere hitap edemeyecek olmasına rağmen, hibrit çalışma düzeninin geleceğin statükosu olacağına inanıyor. İmalat gibi sektörlerde çalışanların yine de ofiste çalışmak zorunda kalacaklarını belirtiyor.

Ancak salgın, birçok çalışanın işlerini evden yapabildiğini ve bunun artık bir tabu olmaktan çıktığını gösterdi. Woo, şirketlerin kimliğini ofis alanından ziyade çalışma kültürünün tanımlaması gerektiğini söylüyor.

Woo, “Her iki seçeneği de -evden ve ofisten çalışma- kullanmak için, işverenler hem finansal hem de kültürel desteklerini sağlamalıdır. Bir finansal destek örneği olarak çalışanların evden çalışma kurulumları (web kameralar, mikrofon veya bilgisayar sistemleri gibi) için ödeme yapmak gösterilebilir. Ayrıca işverenlerin, evdeki aile üyeleri ve büyüklere bakmanın ehemmiyetini anlamaları oldukça önemlidir. Bu yüzdendir ki biz, mola verip evdeki biri ile ilgilenebilmeleri için çalışanlarımıza genişletilmiş bakıcılık izni sağlıyoruz.” diyor.

Bunlara ek olarak, salgın sonrası ortamda dört ana düzenleme trendinin olacağına inanıyor. İlk olarak, işyerlerinde yüz yüze iletişimden öteye geçen, daha çeşitli bir iletişim şekli olacak.

“Salgının yapmamıza izin verdiği şey, bire bir veya kalabalık toplantıların Google Chats veya başka bir görüntülü sohbet aracı üzerinden, yani birden fazla ortamda gerçekleşmesi oldu. Ayrıca çalışma ortamının daha verimli hale geldiğini fark ettik.”

Woo, “Çalışanlar artık bir departmandan diğerine gittikten sonra insanları haberdar etmek yerine spontane bildirimleri tercih ediyor ve bu, işverenlerin çalışanlar ile zaman planlaması yaparken daha bilinçli olmalarını sağlıyor.” dedi.

Ayrıca hibrit işe alımın yeni normal olacağına inanıyor. Google 2020’de binlerce yeni çalışan istihdam etmiş ve Woo, salgın sonrası şirket içinde “Noogler” olarak bilinen “yeni Googlerların” işe alınma açısından büyük bir zorluk teşkil ettiğini söylüyor.

Bu nedenle şirket, Nooglerların şirketi daha iyi tanımalarına yardımcı olmak için sanal bağlantılar ve eğlenceli aktiviteler düzenledi. Woo ayrıca, yeni gelenlerin sürükleyici işe alım deneyimini tamamen kaçırmamaları için bünyelerinde sanal arkadaş sistemine sahip olduklarını açıklıyor.

“Üçüncüsü, çalışanların bağlılığı açısından daha fazla deney yapılacak – tamamen sanal bir etkileşim modelinden hibrit çalışma modeline olan geçişte sınırlar sürekli olarak test edilecek.”

“Son olarak, iş yerlerinde daha fazla çeşitlilik ve katılım olacak. Bu sadece sözde bir bağlılıktan fazlası olmalı ve şirketler, bütün katılımcılara konuşma ve görüşlerini dile getirmelerine izin vermek gibi küçük incelikler üzerinde odaklanmalı.”

“Video konferansı ile, bu konu şimdi daha da fazla dile getiriliyor çünkü sanal toplantılarda genelde tek bir kişi konuşur ve insanlar bu yeni ortam dahil herkesin söz sahibi olması gerektiğinin bilincinde. Bu sadece bir trend değil çünkü çeşitlilik ve katılımın aynı zamanda çalışanların verimliliğine ve genel iş performansının daha iyi hale gelmesine yol açtığını fark ettik.”

İletişimden daha fazlası

NEC Corporation of Malaysia genel müdürü Chong Kai Wooi’ye göre, daha büyük olan çok uluslu şirketler, uzaktan çalışma altyapısını salgından bile önce geliştirmeye çalışıyorlardı.

120 yılı aşkın geçmişe sahip olan Japon şirketi NEC, salgın sırasında da uzaktan çalışma çözümleri sunan uçtan uca bilişim teknolojileri çözüm sağlayıcısıdır. Chong, uzaktan çalışma çözümlerinin, çalışanların ne zaman ve nerede olurlarsa olsunlar çalışmalarını sağladığını ve de Japonların güçlü çalışma etiğini temsil ettiğini söylüyor.

İletişim çözümleri, salgın sırasında şirketin en popüler çözümlerinden biri olmasına rağmen; Chong, karşılıklı olarak iletişim içinde olmanın verimli bir iş gücü için yeterli olmadığının altını çiziyor. Çalışma uygulamalarına ulaşabilir olma gücü de büyük bir önceliktir, diye belirtiyor.

“Son on yılın en iyi kısmında, müşterilerin altyapılarını sanallaştırma ve çalışanların verimlerini geliştirmelerine yardımcı oluyoruz. Geçmişte, iş evraklarınıza sadece masaüstü veya dizüstü bilgisayarlar aracılığıyla ulaşabiliyordunuz. Ancak bugün, çalışma uygulamalarınıza akıllı telefonlarınızdaki bulut sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.” diyor.

“Bu nedenle, uygulamaları bulut sistemine taşıma gibi hizmetler sağlıyor ve bunları da güvenli bir şekilde yapıyoruz. Bizim bakış açımızdan, bu dijitalleşme sürecini salgın öncesinden çoktan başlatan ve çalışmalarını yapıp bitiren kuruluşlar salgın sırasında daha dirençli çıkmıştır.”

Chong, salgın sonrası ortamda büyüme olanaklarının var olduğuna inanıyor çünkü birçok şirket dijitalleşme sürecini henüz tam olarak benimsemedi ve hala altyapılarını geliştirmeyi düşünüyor.

“Salgını alt etmiş şirketler, büyümelerini ellerinden geldiği kadar hızlandıran şirketlerdir. Atılgan, piyasaya hızlı bir şekilde giren ve maliyetler konusunda ölçülü olmaya meyillilerdir.”

“Şu anda, son model ofis ortamına sahip olmak acil öncelikleri arasında olmayabilir. Her zaman ve her yerde çalışabilir olma yetisi hem çalışanlar hem de işverenler için daha önemli, bu nedenle tüm bu dijital teknolojilere yatırım yapmış ve çalışanları için eğitimler sağlamışlardır.”

Chong, büyüme imkanlarının sektöre bağlı olarak değişkenlik göstereceğini ekliyor. Örneğin; mühendisler uzaktan çalışma çözümlerinden daha fazla yararlanacak çünkü ofise dönmek yerine, direkt sahada tamamlanabilecek pek çok görevleri vardır.

Bununla birlikte, dijitalleşme üçlüsünün – teknoloji, insanlar ve süreç – önemine de dikkat çekiyor.

Teknolojinin her zaman mevcut olduğunu ve salgın sırasında olgunlaştığını izah ediyor. İnsanlara gelince, işverenler, uzaktan çalışan çalışanları ile sürekli olarak nasıl bağlantıda kalacaklarına ve onların uygun eğitim ve araçlara sahip olmaları üzerine odaklanmalıdır.

Chong bu sürecin, üçüncü şahısları dahil ettiği ve bazen de kuruluşun içerisinde köklü değişikliklere gereksinim duyulduğu için uygun bir şekilde icra edilmesi en zor süreç olduğunu açıklıyor. Buna, dijital imzaları benimseyen şirketlere rağmen, uyumluluk amacıyla fiziksel el imzaları gerektiren bankacılık hizmetlerinin örneğini veriyor.

Chong, 2021 için NEC’in çabalarının, işletmenin uzaktan çalışma kısmının yanı sıra yüz tanıma yazılımı ve temassız teknolojiler gibi diğer büyüme alanlarında odaklanacağını söylüyor.

Bununla birlikte, çalışma uygulamalarının dijitalleşmemiş ve altyapının uygun bir şekilde güvence altına alınmaması durumunda, uzaktan çalışmanın etkili bir biçimde yürütülemeyeceğinden dijitalleşme ve altyapının işletmelerinin temel unsuru olmaya devam edeceğini belirtiyor.

“Müşterilerin çalışma uygulamalarını bulut sistemine taşıyıp açık platformda erişilebilir hale getirmekten, bilişim ve iletişim teknolojileri araçlarını tedarik etmeye kadar uçtan uca çözümler sağlıyoruz. Bu, altyapılarının çevrimiçi konferansları destekleme, aynı belgenin üzerinde birden fazla iş birliği ve daha da fazlasını sağlaması için yeterince güçlü olması içindir. Uzaktan çalışan çalışanlarımızı etkinleştirmek ve teknoloji, insanlar ve süreç bakımından açıklarını kapatmalarına yardımcı olmak şu an için en yüksek önceliğimiz olacak.” diyerek bağlıyor.

Yazan: Jotham Lim
Çeviren: Maria Sharipova
Kaynak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.