Hibrit Çalışma ile İş Yerinden İş Alanına Geçiş

66

Pandemi sonrası dünya açılmaya başladığına göre, büyük ve küçük ofisler ne zaman kapılarını açacaklarını veya hiç açıp açmayacaklarını belirlemeye çalışıyorlar. Birçoğunun ulaştığı sonuç ise bu iki seçeneğin ortasında bir yer. Bir zamanlar arabalar veya biyoloji hakkında konuşmak için kullanılan “hibrit” kelimesi şimdi çalışmayı ev ve ofis arasında dengelemeye yönelik bir yaklaşımla ilgili tartışmanın odak noktası.

Ancak hibrit gerçekten sorulması gereken en önemli soru mu? Geçtiğimiz bir yıl boyunca, dünyadaki birçok ofis, işlerini internet üzerinden yürüttü. Bir yıl süregelen başarının ardından, akıllara şu soru geliyor: “Ofislerin gerçek amacı ne?” Milyonlarca kişi işlerini geleneksel bir ofis ortamından uzakta yapabildiklerini kanıtladılar ve hatta bazen bu şekilde en iyi çalışmalarını ortaya koyduklarını. Eğer olağanüstü bir çalışma herhangi bir yerden yapılabiliyorsa, fiziksel ofis alanına sahip olmanın amacı nedir?

Hibrit iş gücünü ve geleceğin işini tartışırken, konuşmanın iş yerinden iş alanına değişmesi gerekmektedir.

OFİSLER ZATEN GİDİCİYDİ

2021 Şubat ayında, JPMorgan operasyon direktörü Daniel Pinto CNBC’ye insanların %100’ünün çalışma saatlerinin %100’ünde ofislerinde çalışmaya dönme ihtimalinin yüzde sıfır olduğunu düşündüğünü söyledi. Bu cümleye ben de katılıyorum.

Herkesin her gün ellerinde bir kahve bardağı ile gittiği ve günde sekiz saat çalıştığı geleneksel ofis yaşantısı pandemi öncesinde bile bitmeye yaklaşmıştı. Ve şimdi, bir daha geri geleceklerini düşünmüyorum. Bunu bir bağlamda anlatmak gerekirse, kurumumdaki insanlarla ofisteki dikkat dağıtıcı etkenlerden kaçabilmek için “Bugün evden çalışmam lazım çünkü işleri bitirmem gerekiyor.” gibi cümlelerin geçtiği konuşmalarımızı hatırlıyorum.

Ofislerin daha az üretkenlik önceliği olduğunun farkına varılmasına rağmen, mevcut durumu değiştirmek ve ofiste fiziksel olarak sekiz saat geçirmekten başka bir şey yapmak arasında bir uyuşmazlık vardı. Şimdi tamamen uzaktan çalışmayı denediğimize ve sonuçları gördüğümüze göre, evden çalışma bir şeyleri yapmanın mantıklı bir yolu haline geldi.

Ancak, bu tamamen uzaktan veya hibrit modele geçmenin kendine özgü zorlukları olmayacağı anlamına gelmiyor.

HİBRİTİN ZORLUKLARI

Netflix’in CEO’su Reed Hastings, Wall Street Journal’a “Herhangi bir pozitif yan görmüyorum. Özellikle uluslararası olarak yüz yüze bir araya gelememek, tamamıyla negatif.” dedi. Bu düşüncesinde yalnız da değil.

Uzaktan çalışma ile birkaç şeyden geri kalıyorsun, özellikle de ofis ortamında bir anda oluşan tesadüfi anlardan. Her gün beraber olmayınca, asansörü veya bir toplantıyı beklerken iş arkadaşlarınla insan ilişkileri kurabildiğin o gündelik sohbet fırsatlarını kaçırıyorsun.

Bazı şirketler o anları çevrimiçi bir şekilde canlandırmaya çalıştı ama eksik olan şey insanlarla o anda oradayken tanışma fırsatı. Günlük hayatta, koridorlarda insanların yanından geçerken veya kahve alırken onlarla tanışmak için zaman yaratman gerekmez, bir anda oluverir.

HİBRİTİN AVANTAJLARI

Dağıtılmış veya hibrit bir modele geçmenin, işletmelerin işe alım yaptıkları yerde büyümelerini de içeren büyük avantajları vardır. San Francisco’da yer alan bir şirket olabilirsiniz ama yaşam giderlerinin ve genel olarak çalışan maaş gereksinimlerinin önemli derecede daha düşük olduğu yerlerde çalışanlarınız bulunabilir. Daha düşük personel giderleri ile işletmeler büyümeye daha hazır olurlar.

Tamamen uzaktan çalışan personele geçmek tüm çalışanlara eşit şartlar sağlamanın ek faydasını da beraberinde getirir. Daha önce şirketteki çalışanların çoğu genel merkezde ve birkaçı uzaktan çalışırken bazı uyuşmazlıklar yaşamış olabilirsiniz ancak bu kopukluk herkes uzaktan çalışırken bir sorun olmaktan çıkacaktır. Uzaktan çalışmada ofiste ne kadar süre bulunduğundan ziyade ortaya çıkardığın çalışman odak noktasıdır.

Pandemiden önce, ofis dışında çalışmanın üretkenliğe zarar vereceği varsayımını hatırlıyorum… Şimdi ise liderler ve çalışanlar uzaktan çalışmanın verimli olduğu fikrine katılıyorlar. Yükseltilmiş esneklik, uzaktan çalışanlara uzun, stresli yolculuklarla uğraşmaktansa çocuklarıyla ve diğer işleriyle ilgilenmelerine olanak sağladı.

OFİSLERİN AMACI

Gerçek şu ki, ofislerin gelecekte nasıl olacağına dair herkese uyan bir çözüm yok. Bir şirket için doğru olan yol bir başkası için olmayabilir. Önemli olan şirketinin neye ihtiyacı olduğunu ve fiziksel ofisinin amacını keşfetmektir.

Kurumumuzdan bir iş arkadaşım olan Jim Kalbach, “İş bir yer değildir. Beraber başardıklarındır.” demektedir. Bu ifade benim görüşümün büyük bir kısmını kapsamaktadır; şirketler, bir iş yerindense bir iş alanı ile insanlara istedikleri zaman ve istedikleri yerde işlerini bitirmeleri için gereken kaynakları vermektedirler.

Şirketler yıllarca departmanların gruplaştırıldığı ve oturma düzenlerinin verimlilik için özenle en iyi hale getirildiği mükemmel ofis düzenini kovalayarak ofislerini en iyi hale getirmek için zaman harcadılar. Şimdi, aynı şey dijital iş alanı için de geçerli. Pandemi sırasında, ses ve görüntülü konuşmalar için Zoom, eş zamanlı olmayan konuşmalar için Slack, belgeleme için Google Docs ve proje yönetimi için Asana kullandık. Bu yazılım platformları modern çalışanların işe başladığı yerlerdir. Şimdi şirketlerin önündeki soru ise bu yazılım platformlarıyla nasıl en iyi şekilde bütünleşecekleri ve iş güçlerini bunları kullanmaları için nasıl eğitecekleridir, böylece nerede gerçekleşirse gerçekleşsin iş birliği kolay, çekici ve verimli olacaktır.

Hibrit, yüz yüze veya dağıtılmış fark etmez, yenilikçi işletmeler nerede ve ne zaman olursa olsun takımların beraber iş birliği yaparak harcadıkları zamandan en iyi şekilde yararlanmak için dijital ve yüz yüze kaynakları dengelemenin yollarını bulacaklardır.

Yazan: Adriana Roche
Çeviren: Dilara Sezgin
Kaynak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.