Girişimciler Gig Ekonomisinde İşe Alım Yaparken Nasıl Bir Yol İzlemeli?

179

“Gig ekonomi” dediğimiz şey kalıcı. Geçici ve sınırlı bir olgu değil ve araba paylaşımı girişimleri bunun ne başı ne de sonu. Aksine bu evrensel gelişme, iş piyasasındaki bütün sektörleri etkiliyor. Öyle ki girişimciler bu gelişmenin işe alma ve strateji kararlarını nasıl etkileyeceği üzerine düşünmeli.

Gig ekonomisi ve gig çalışanı kavramlarının ne olduğu üzerine yaptığımız çeviriyi linkten okuyabilirsiniz: https://isingelecegi.com/gig-calisani-ne-demektir/

Evrensel bir gelişme

20 yıl kadar önce web sistemleri geliştirmede çalışıyordum. O zamanlar birkaç cesur yürekli yeni bir şey denemeye kalkıştı ve bağımsız kodlama danışmanları olarak çalıştılar. Yazılım geliştirme firmaları tarafından klavyede çalışacak daha çok kişiye ihtiyaç duyulduğunda uzmanlıklarını saatlik kontratlı çalışan olarak sattılar.

Günümüzde ise yazılım geliştirme sektörünün yapısı oldukça farklı. Yöntemler daha standardize ve süreçler daha durağan. Artık bağımsız çalışan mimar, kodlayıcı ya da tasarımcı görmek tuhaf olmanın aksine yaygın bir durum. Diğer bir deyişle, tam zamanlı istihdam için hâlâ olanak varken meslek, gig odaklı hâle geldi.

Ortaklaşa otomobil kullanmak çok daha hızlı bir değişimdi; organize taksi şirketlerinden Uber veya Lyft için kendi saatlerinde çalışan özel sürücülere doğru bir değişim. Bununla beraber aslında aynı gelişme. Sektörler ve firmalar zamanla dağılır. Bu gelişim kalıcıdır.

Sektörler ve firmalar zamanla dağılır

Haklı olarak firmaları piyasanın merkezi olarak görmeye alıştık. Fakat firmalar geçici olaylardır. Uzun ömürlü firmalar genellikle işe devam etmek için alanlarını yenilerler. Örneğin, IBM makine üretimiyle başlayıp hesap makinesine ardından bilgisayara ve nihayetinde danışmanlığa geçiş yaptı.

Bu son derece doğal bir gelişmedir. Ekonomik olarak ele alırsak, firma geçici bir çözümdür.  The Problem of Production: A New Theory of the Firm başlıklı kitabımda bahsettiğim gibi, firma basit bir sözleşme yoluyla ortaya koyulacakların ötesinde yeni üretimin gerçekleşmesine izin veriyor. Diğer bir deyişle, firmalar piyasanın yapamadığını yapar. Bununla birlikte, piyasalar sonunda firmalara yetişir ve onları içlerine alırlar.

Bu durum bütün sektörler için geçerlidir -yeni bir inovasyonla beraber rakipler ortaya çıkar ve daha özelleşmiş firmalara bölünerek esas inovasyonu desteklerler. Bu süreç on yıllarca hatta yüzyıllarca sürebilirken değişimin hızı giderek artıyor gibi gözüküyor. Piyasada -eğer varsa- az sayıda durağan vardır.

İşe alım nasıl ele alınmalı?

Bu, girişimcilerin iş için dış kaynakları kullanmasının daha kolay ve daha ucuz olacağı anlamına geliyor. Dolayısıyla kurum içinde iş maliyeti göreceli olarak artacaktır. Bir girişimci olarak, genel eğilimin bu olduğunu kabul etmek ve bu bilgiyi firma stratejisine dahil etmek önemlidir. Ayrıca, girişimin işe alımı nasıl yaptığını anlamak da gerekir. İşte göz önünde bulundurulması gereken üç temel kural:

  • İşe alımı mümkün olduğu kadar erteleyin

Bu, işe alım pahalı olduğu ve nakit akışı zayıf olduğu için zaten start-uplarda standart olan uygulamadır. Fakat bunu karşılayacak yeterli miktarda nakit olsa bile gerekmedikçe işe alımları ertelemek iyi olacaktır. Sektörünüzün durumunu göz önünde bulundurun: Büyüme aşamasında mı ve rakiplerin ve ortakların işe alım yapması veya işten çıkarması bekleniyor mu? İşe alım başından büyük işlere kalkışmak gibi riskleri de içerir. Bu özellikle durağan ve standartlaştırılmış sektörler için geçerlidir.

  • Dış kaynakları kullanmayı göz önünde bulundurun

Girişimciler, maliyetli olduğu için dış kaynak kullanımından uzak durma eğilimindedir. Maliyetlerinden kaçınılmalıdır fakat esnekliği engelleyecek derecede değil. Dış kaynak kullanımı, üretim derecesinin değişikliklere ayarlanmasının daha kolay olduğu anlamına gelir; bu ek masraf, maliyet azaltma stratejisinin bir parçası olabilir. Her şey sektörünüzden ne beklediğinize bağlı -firmaların çalışanlarını işten çıkarma ihtimali varsa işe alım bir felakete dönüşebilir.

  • Temel yetkinliğinize odaklanın

Girişimcilerin süreçleri kontrol edebilmek için işleri şirket içinde tutmak istemeleri yaygındır. Ancak muhtemelen tam zamanlı çalışan bir muhasebeciniz veya yeminli mali müşaviriniz yoktur. Neden? Çünkü muhasebe artık piyasada rekabetçi bir biçimde verilen standart bir hizmettir. Eskiden şirket içinde yapılırdı ve işletmeler, bilgi çok hassas olduğu için bu hizmeti dışarıdan sağlamaya karşı isteksizdi. Yakında aynısı bilgi teknolojileri bölümleri için de geçerli olacak. Başka neler standart pazar hizmeti hâline gelecek? İşinizi yanlış alana doğru büyütmekten kaçınmak için girişiminizin değer yarattığı temel yetkinliğinize odaklanın.

Piyasanın doğasına bakıldığında gig ekonomi yeni bir şey değil. Her zaman ilerleyen bir gelişmenin yeni bir ismi sadece ama şimdi modern ve son derece etkili bilgi teknolojisi ile büyüyor. Girişimciler, her firmanın bir çözüm olduğunu ve ortak bir yaşam döngüsüne bağlı olduğunu anlamalıdır. Bunu anlamak, başlangıçta stratejileri formüle etmeye ve karar vermeye yardımcı olur.  

Yazan: Per Bylund
Çeviren: Zeynep Şevval Bayraktar
Kaynak

İşe alımda bağımsız gig çalışanlarının mı tam zamanlı çalışanların mı alınması gerektiği sorusu gün geçtikçe daha fazla insan tarafından sorulmaya başlanıyor. Bu konu üzerindeki diğer çevirilerimizi linklerden okuyabilirsiniz:

Freelancer ile Tam Zamanlı Çalışan Arasındaki Farklar Azalıyor Mu? (Kaynak: Forbes)

Tam Zamanlı Çalışanlar Mı, Proje Bazlı Çalışan Uzmanlar Mı? (Kaynak: Toptal)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.