Geleceğin İş Dünyasında Nasıl Hayatta Kalınır?

437

İşinde Farklılık Yaratmak
Geleceğin iş dünyasını tahmin ederken veya belirlerken, asıl ilgimiz yapay zeka ve işimizi elimizden alan robotlar üzerine olma eğiliminde. Sizin uzmanlığınız veya becerileriniz bu dünya ile ne kadar uyumlu? Gelecek esnek ekonomide mi? Ne kadar kazanacağız?

Ama herhangi biri geleceğin iş dünyası ile ilgili daha büyük bir soruyu düşünüyor mu: geleceğin iş hayatı yaptığımız iş ile uyumlu ve tatmin olduğumuz, mutlu ve sağlıklı bir gelecek ile ilgili olabilir mi?

‘Gittikçe daha çok insan işinden nefret ettiği için pazartesi sabahları saat 9’da kalp krizi geçiriyor.’
– DEEPAK CHOPRA

Bilgi bombardımanından uzaklaşmak ve geleceğin iş hayatı hakkında tahmin yapabilmek için dijital pazarlama platformu HubSpot’un her yıl Boston’da gerçekleştirdiği Inbound partisindeki düşünce ve görüşlere dikkat etmeye karar verdim. Çünkü iş hayatının geleceği bu etkinliğin tam kalbindeydi.

Antenlerim geleceğin iş dünyası üzerine çevrilmişti ve şunu açık bir şekilde gördüm ki gelecek sadece teknoloji tarafından belirlenmeyecek. İnsanların kendi değerlerini nasıl belirlediği, nasıl saygı görüp minnet duyuldukları ve kendilerini ne kadar bir takımın parçası olarak gördükleri geleceği belirleyecek. Sonuçta mutlu, adanmış çalışanlara sahip şirketler daha çok kazanıp daha başarılı oluyorlar.

Duygusal Bağ
Çok satan yazar ve Chopra Foundation’ın kurucusu Deepak Chopra Inbound’a şöyle diyor:
“Biliyoruz ki tamamen adanmış ve tutkulu insanların olduğu yerden başarılı işler çıkıyor.” Chopra’ya göre bir kişinin sağlığı ve işte nasıl hissettiği arasında açık bir bağlantı var. Amerika iş dünyasında çalışanların sadece %20’si kendini tamamen işine bağlı hissediyor. %80’i kendini işine bağlı hissetmiyor ve mutsuz ama başkalarını mutsuz etmekle motive oluyor. Bu Amerikan ekonomisi için her yıl 300 milyar $ kayba neden oluyor. Gittikçe daha çok insan işinden nefret ettiği için pazartesi sabahları saat 9’da kalp krizi geçiriyor – bu sadece insanların başarabileceği bir şey. Dünyada başka hiçbir canlı pazartesi ve salı günü arasındaki farkı bilmiyor.

Kariyer refahı; insanların bir takımın parçası olarak kişisel becerilerini sergileyebileceği, herkesin güçlü yanıyla bir bütünü tamamladığı, ortak bir vizyon ve birlikteliğin olduğu bir iş gücü anlamına geliyor.

“Bu duygusal bağ kurmakla ilgili bir şey. İyi spor takımları bu özelliklere sahiptir; iş yerindeki iyi takımlar da bu özelliklere sahiptir.”

Chopra; eleştirinin insanların düşündüklerinden daha yararlı olduğunu söylüyor. Eğer patronunuz veya süper vizörünüz sizi eleştiriyorsa, işinizden kopmuş hissediyorsunuz. Eğer görmezden geliniyorsanız, kendinizi çok daha kopmuş hissediyorsunuz. Eğer patronunuz veya yöneticiniz sizi görmezden geliyorsa, kopukluk %40’a kadar çıkıyor. Ama eğer sizi görmezden gelmeyip eleştiriyorlarsa aslında bu bağlılığı artırıyor.

“Görmezden gelinmeye kıyasla, eleştirilince bağlılık %20 azalıyor. Yani insanlar görmezden gelinmektense eleştirilmeyi tercih etmeli. Eleştirilmeniz, var olduğunuz ve varlığınızın farkında olunduğu anlamına geliyor. Eğer bir yönetici sahip olduğunuz güçlü taraflardan birini bile fark ederse kopukluk hissi %20 azalıyor ve sağlık artıyor.”

Ve mutlu, bağlı çalışanlar satışları artırıyor. Chopra diyor ki: “Mutlu, memnun ve bağlı kişilerle çalıştığınız zaman müşteriler de mutlu oluyor ve müşteriler mutlu ise yatırımcılar da mutlu, onlar mutluysa işiniz başarıya ulaşıyor.”
Sosyal ve duygusal bağlılık çok önemli. İş yerinizde mutlu bir arkadaşınız varsa mutluluk %15’e kadar artıyor. Neticede rakiplerinizin ve düşmanlarınızın mutluluğu bile sizin mutluluğunuz için önemli.”

Tıp bilimi açısından bakacak olursak, tatmin olmayan çalışanlar gerçek anlamda hayatlarını riske atıyor. “Daha mutlu olduğunuz zaman bağışıklık sisteminizin kronik hastalıklarla daha iyi mücadele ettiği biliniyor. Çoğu kronik hastalıkta var olan yangının nedeni endişeden kaynaklanıyor. Depresyon sizi kalp hastalığına yatkın hale getiriyor. Bunun tam tersinde ise varolmanın hafifliği, neşeli ve bağlı bir beden, hafiflik ve zihin dinginliği var.” Hayal uçurumunun farkında olmak GE’nin ilk pazarlama şefi Beth Comstock ve yardımcısı pozisyonundaki ilk kadın çalışanı endüstride dijital ve temiz enerji dönüşümüne öncülük edenlerden.

‘Makine zekası firmalarımızda bir hayal uçurumu yarattı. Bunun sonucunda geleceği düşünme ve iyi ya da kötü yeni bir gelecek hayal etme becerimizi yitiriyoruz. Ve yeni olasılıklar içinde giriş ve çıkış yolları bulma cesaretimizi de kaybediyoruz.’

– BETH COMSTOCK

Comstock da Chopra gibi Inbound’a gelecek iş dünyasının ana fikrinin tatmin olmak ve kendini gerçekleştirmekle ilgili olduğuna inandığını söyledi. GE’nin dijital girişimlerini yöneten biri olarak değişimin işinin bir parçası olduğundan emin. “Ben bir değişim yaratıcısıyım. Yeni ve bir sonraki adımı ilk atanlardanım.”

Önceden içine kapanık biri olan Comstock kendiyle yüzleşerek korku ve utangaçlığın üstesinden gelmiş. Bu sayede geleceğini kucaklamış ve kariyerini ileriye taşımış. Bu, hata yapmak ve hatalarından ders çıkarmak anlamına geliyor ama aynı zamanda başkalarının da hata yapmasına ve kendi hatalarına sahip olmalarını izin vermek gerekiyor. “Yol boyunca, kendime izin verdim, cesareti, yaratıcılığı çağırdım ve yeni bir gelecek için kendime daha iyi bir rota oluşturdum – ya da geride kalmayı göze alarak risk aldım.”

1964’te çıkan Bob Dylan’ın klasikleşmiş şarkısına gönderme yapıyor: The Times They Are A-Changin’. “Günümüzde işler Dylan’ın o şarkı sözlerini yazdığı zamanlardan 100 kat daha hızlı işliyor. Değişimin yeni bir boyutu var… Hareketler şablonlara dönüşüyor ve daha karmaşık hale geliyor, fark edilmeyen değişiklikler ani bir değişime dönüşüyor. Önceden imkansız olan şeyler günümüzde kaçınılmaz hale gelmiş durumda. Ama asıl sorun bu acil değişikliklere adapte olamayışımız. On yıllardır ve nesillerdir, robotlardan ve yapay zekadan çok uzun zaman öncesinden beri, biz insanların ve işlerimizin verimli bir makine gibi çalıştığında ısrar ettik.”

Comstock şunu soruyor: biz insan mıyız yoksa makine miyiz? Sistemlere; içimizdeki yaratıcılığı, keşfetme, bağlantı kurma ve hata yapma isteğimizi

öldürmeleri için izin verdik. Makine zekası firmalarımızda bir hayal uçurumu yarattı. Bunun sonucunda geleceği düşünme ve iyi ya da kötü yeni bir gelecek hayal etme becerimizi yitiriyoruz. Yeni olasılıklar içinde giriş ve çıkış yolları bulma cesaretimizi de kaybediyoruz. %65’imiz işinde yaratıcı yönü tatmin olmuş hissetmiyor. Bu hayal uçurumundan nasıl kurtulacağız? Benim içime kapanık durumumdan kurtulduğum yolla aynı şekilde: kendine izin vermekle başlıyor. Kendine daha iyi bir geleceğin hayalini kurma izin verdiğin zaman değişim oluyor ve bunu gerçekleştiriyorsun.

İş yerinde tehdit edilmiş hisseden eşik bekçilerinin asıl motivasyonu sahip oldukları küçük güce tutunmak. ‘Hayır’ kelimesi sürecin gerçek bir düşmanı, değişime uğursuzluk getiren bir lanet gibi. Değişim gerçekleştiren birçok muhteşem kişiyle çalıştım. ’Hayır’ kelimesini duyduğumda ileriye gitmek için bir çağrı duyuyorum. ‘Hayır’ demek henüz değil demek. GE’de ‘hayır’ kelimesi üç kez denemem gerektiği anlamına geliyor. “Acımasız olmayı öğrenmeniz gerekiyor, bunu yapmak  zorundasınız. Kendinize hangi riski almak için izin vereceksiniz? Hangi ‘hayır’, hangi kısıtlama, hangi korku ile mücadele edeceksiniz? En önemlisi kim size bunları yapmak için izin verecek?”

Geleceğin iş dünyasında değişimle başa çıkmanın bir başka yolu da dünyayı ders aldığınız bir sınıf haline getirmek. Brooklyn’de makerların çalışma yerlerine, İsrail’de askeri kışlalara, hatta Güney Kore’de bir müzik grubu yarışmasına gidebiliriz. Keşfinizin sizi nereye götürdüğüne göre bir rota oluşturun.

“Dünyaya açıldığınızda, bağlantılar görmeye başlayacaksınız. Şablonlar oluşturan bağlantılar. Değişim işinizin bir parçası. Keşfetmek için zamanınızı vermelisiniz: %70 şimdi, %20 bir sonraki adımdaki ve %10 gelecekte yeni olanı keşfetmek için.”

Veriler kadar çalışanlarınızın sezgisine de güvenin Globoforce İrlanda kökenli bir teknoloji şirketi, aynı zamanda Dublin kökeni de var. Boston’ın biraz dışında Framingham’da oldukça fazla sayıda ofisleri mevcut. WorkHuman akımının öncüsü şirketin amacı dünyada binlerce çalışanın işiyle pozitif bir duygusal bağ kurmasına yardım etmek.

‘İnsanlar çalıştıkları şirket ile gurur duymak istiyor ve bunun sonucunda şirket veya markanın başarısı belirleniyor.’

– KEVIN MULLINS

Inbound’da Globoforce’un uluslararası iletişim başkan yardımcısı Kevin Mullins’i yakaladım. Globoforce’un asıl hizmeti şirketlere çalışanlarını ödüllendirmeleri için bir tanınma platformu sunmak. Mullins diyor ki: “Çalışanlara iş yerlerinde tanındıkları ölçüde puanlar vererek bunu görselleştiriyoruz. Verilerimiz ve analizlerimizden öğrendiğimize göre insanlar anlamlı bir iş yaptıkları zaman motive oluyorlar, yani pozitif etkisi olan değerli bir şey yapma hissi motivasyon sağlıyor.” Bu insanların beklentilerinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Ama bu illa kar amacı gütmeyen bir organizasyon için çalışmaları gerektiği anlamına gelmiyor, onun yerine kendi işlerinde ne yapıyorlarsa bu yaptıklarının değerli olduğunu bilmek istiyorlar. Ve bu şekilde önemli bir şeye nasıl katkı sağladıklarını anlamak istiyorlar. Çalışanlar şirketlerinin misyonuna inandıklarını hissetmek ve kendi değerleri ile şirketlerinin değerlerinin uyumlu olmasını isteyecekler. İnsanlar çalıştıkları şirket ile gurur duymak istiyor ve bunun sonucunda şirket veya markanın başarısı belirleniyor.

“Her çalışan bir marka temsilcisidir; siz kimseniz onlar da odur. Kültür sadece bir takım değerlerin listesi değildir, yaşanmaları ve iş yerinde insanların birbirine karşı davranışlarına yedirilmiş olması gerekir. Bu doğru davranışları teşvik eder. Eğer bir şirket iş ve hayat değerleri ile iftihar ediyorsa, bu doğru olanı söylemek ve yapmak arasındaki farkı gösterecektir. Ve müşteriler bunu görür.” Bilgilenmiş, ama resmi olmayan, liderlik Inbound’da Dublin’de 500’den fazla çalışanı olan HubSpot’ın EMEA yönetici direktörü Christian Kinnear’ı da yakaladım.

Kinnear, geleceğin iş hayatı kesinlikle analitik ve chatbotlar üzerine olacak, ama güçlenen çalışanlar ve daha değişik, daha kapsayıcı ve anlayışlı bir liderlik tarzına sahip olacak.

‘Eskiden bir lider bütün cevapları biliyor, kendi görüşünü empoze ediyor ve çalışanlarından bu cevapları alarak devam etmelerini bekliyordu. Bu artık akla uygun değil ve bir anlam ifade etmiyor.’

– CHRISTIAN KINNEAR

Gerçek değer müşterilerle birebir iletişime geçen sahadaki insanlarla oluşturulacak. Sizin işinizde müşteri olmanın nasıl bir şey olduğunu bilen uzmanlar sizin müşteriniz olacak. En çok içgörüye sahada müşteri ile konuşan çalışanlarınız sahip olacak. Neyi daha iyi yapabileceğiniz hakkında onlarla bağlantı kurun. Liderin görevi sadece sayılar değildir, işinizin yeşermesi için gerekli ortamı yaratmaktır. Bu çalışanları ortak olmaya teşvik etmek ve onlarla bağlantı kurmak anlamına geliyor. 21. Yüz yılının lideri için minimum gereklilik budur. “Eskiden bir lider bütün cevapları biliyor, kendi görüşünü empoze ediyor ve çalışanlarından bu cevapları alarak devam etmelerini bekliyordu. Bu artık akla uygun değil ve bir anlam ifade etmiyor.” Geleceğin iş dünyası makinalarla ilgili olacak diyebilirsiniz. Ama benim için şu çok açık ki geleceğin iş dünyası kendine değer verildiğini hisseden ve iş yerlerinin amaçları ile uyumlu çalışan insanlarla ilgili olacak. Geleceğin iş dünyası, geleceği yönlendirecek özgürlük ve esnekliğe sahip değişim önderleri olduklarına gönülden inanan çalışanlarla ilgili olacak.

Yazan: John Kennedy
Çeviren: İşin Geleceği
Yazının Orijinal Linki için; https://www.siliconrepublic.com/careers/change-health-engage-future-of-work

İş’in Geleceği’nde yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.