Gartner’a Göre 2018’in En Stratejik 10 Teknoloji Trendi

1.433

Gartner’ın bilim kurulu üyesi ve aynı zamanda başkan yardımcısı olan David Cearley, Orlando’da gerçekleşen 2017 Gartner Sempozyumunda yaptığı konuşmasında; günümüzde bildiğimiz anlamından çıkıp dijital işletmeye dönüşen iş dünyasının, çalışanları, ortakları ve müşterileri için fiziksel ve dijital iş alanlarını birbirine yakınlaştırmak adına yeni dijital modelleri sömürdüğünü belirtti. Gelecekte teknolojinin, dijital işletmelerin her alanda ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olacağını da sözlerine ekledi.

Gartner birbiri içine girmiş, insan, cihaz, içerik ve hizmet sarmalını “akıllı dijital ağ” olarak tanımlıyor. Akıllı dijital ağ; dijital işletmeyi desteklemek için sağlanan dijital modeller, iş platformları ve zengin bir akıllı hizmetler grubunun varlığıyla mümkün olmaktadır.

Akıllı: Yapay zekâ artık neredeyse her türlü teknolojinin içinde yer alıyor ve tanımlanmış ve geniş kapsamlı odak noktasıyla, daha esnek, daha dinamik ve potansiyel olarak daha otomatik sistemleri mümkün kılıyor.

Dijital: Dijital olarak birleştirilmiş ve geliştirilmiş üç boyutlu bir ortam yaratmak için sanal ve gerçek dünya arasındaki uyumu sağlayan teknolojik gelişmeler.

Ağ: Dijital ürünler ortaya koymak için genişlemekte olan insan, iş, cihaz, içerik ve hizmet etkileşimleri ve bunlar arasında oluşan bağlantılar.

Akıllı

Trend 1: Yapay Zekâ Kurumları

2025’e kadar, karar verme sürecini geliştirmek, iş dünyası modellerine ve ekosistemlerine yeniden şekil vermek ve müşteri deneyimini yeniden yaratmak için yapay zekâ kullanabilme yetisi, dijital girişimlerin getirilerini artıracak.

Araştırma taleplerindeki istikrarlı artış göz önünde bulundurulduğunda, bu alana gösterilen ilgideki artış da açıkça görülmekte. Gartner’in son zamanlarda yaptığı bir araştırma, kuruluşların %59’unun kendi yapay zekâ stratejilerini oluşturmak için hala bilgi topladıklarını, geri kalanların ise stratejiler için ortaya attıkları çözümleri yürütme ve benimsemede yol kat ettiklerini gösterdi.

Yapay zekânın doğru kullanımı dijital işletmelere büyük getiriler sağlayacak olsa da, yapay genel zekânın (YGZ), bir insanın yapabildiği zihinsel işlemleri sihirli bir şekilde gerçekleştirmesi ve bir insanın dinamik öğrenme kapasitesine erişebilmesi vaadi (aynı zamanda bu durumun tehlikeleri), en iyimser görüşle dahi kurgusallıktan öteye geçemez. Bugün ulaşmış olduğumuz nokta ise belirli bir görevi en iyi şekilde çözmek için belirlenmiş algoritmalara dayalı ve son derece kapsamlı makine öğrenimi çözümlerinden oluşan yapay dar zekâdır (YDZ). “Girişimciler yapay dar zekâ teknolojilerini kullanan uygulamaların sağladığı sonuçlara odaklanmalı ve yapay genel zekâyı araştırmacılara ve bilim kurgu yazarlarına bırakmalı.” diyor Cearley.

Trend 2: Akıllı Uygulamalar ve Matematiksel Analiz

Bundan birkaç yıl sonra, her türlü hizmet ve uygulama belli bir oranda yapay zeka özelliği barındırıyor olacak. Yine gelecek yıllarda yapay zeka, tamamen yeni uygulama alanlarının kullanımında oluşacak artışlara olanak sağlarken, aynı zamanda aşina olduğumuz birçok uygulama kategorisinin de arka planında yer alıyor olacak ve kurumsal kaynak planlamasının bazı açılarını da kapsayan geniş alanlı hizmet ve yazılım piyasalarının yeni rekabet alanı haline gelecek. Cearley “İleri matematiksel analizler, akıllı süreçler ve gelişmiş kullanıcı deneyimlerinin yeni versiyonlarına iş değeri katmak için yapay zekâyı nasıl kullandıkları hakkında paketlenmiş yazılım ve hizmet sağlayıcılarınızla fikirlerinizi tartışın.” diyerek girişimcileri uyarıyor.

Ayrıca akıllı uygulamalar insanlarla sistemler arasında yeni ve akıllı bir aracı katman oluşturuyor. Bu uygulamalar sanal müşteri hizmetleri ve girişimci destek ve danışmanlığında görüldüğü gibi, yapılan işlerin doğal süreciyle birlikte iş yerlerinin yapısını da değiştirecek bir potansiyele de sahip.

Bu noktada Cearley, “Akıllı uygulamaların daha çok keşfedilmesi yalnızca insanların yerini almaları için değil aynı zamanda insan etkinliklerini artırmaları için de önemli.” diye belirtiyor. Artırılmış matematiksel analizler; iş yeri kullanıcılarının, işletme çalışanlarının ve uzman olmayan veri analistlerinin kullanımı için otomatikleştirilmiş veri tabanında bilgi keşfi, bilgi paylaşımı ve bilgi hazırlama süreçlerinde makine öğrenimini kullanan ve günümüzde stratejik önemi artan bir alandır.

Trend 3: Akıllı Cihazlar

Akıllı cihazlar insanlarla daha akıllı şekilde etkileşime geçmek için yapay zeka ve makine öğrenimini kullanıyor. Bazı akıllı cihazlar yapay zeka olmadan hiçbir işlevlerini yerine getiremezken diğer cihazlar (örneğin kameralar) yapay zeka kullanarak “akıllı” niteliğini kazanıyor (örneğin akıllı kamera). Bu cihazlar belirli bir süre içerisinde belirli bir görevi tamamlamak için, gözetimsiz bir ortamda tam ya da yarı otomatik olarak çalışıyor. Bu duruma otomatik çalışan elektrik süpürgesi ve otomatik tarım makineleri örnek olarak gösterilebilir. Teknoloji ilerledikçe, akıllı sağlık hizmet cihazlarından otomatik hasat makinelerine kadar her alanda yapay zeka ve makine öğrenimi artarak kullanılmaya başlayacak.

Akıllı cihazların sayısındaki hızlı artış, tek başına kullanılan akıllı cihazların yerine birlikte çalışan akıllı cihazların ortaya çıkmasını sağlayacak. Bu modele göre birçok cihaz, bazen insanların yapacağı girdilerle bazen de tamamen otomatik olarak bir arada çalışacak. Bu cihazların en çok kullanıldığı alan ise, askeri hedefleri savunan ya da bu hedeflere saldıran drone kullanımı üzerinde çalışan askeriye olacak.

Trend 4: Dijital İkiz

Dijital ikiz, gerçek dünyadaki bir varlığın veya sistemin dijital ortamdaki temsilidir. Nesnelerin interneti bağlamında dijital ikizler, gerçek dünyadaki nesnelerle bağlantılıdır ve bu dünyadaki ikizlerinin durumu hakkında bilgiler sunar, ikizlerinde yapılan değişikliklere tepki verir, ikizlerinin işlemlerini geliştirir ve onlara değer katar. 2020 yılına kadar tahmini 21 milyar bağlantılı sensor ve uç noktasıyla, milyarlarca nesnenin bir dijital ikizi olacak. Cearley, bakım onarım ve çalıştırma (MRO) süreci ve en iyi şekilde kullanılan nesnelerin internetinin varlık performansından milyarlarca dolar değerinde tasarruf sağlanabileceğini belirtiyor.

Dijital ikizler kısa vadede varlık yönetimiyle ilgili destek sağlamasına rağmen, uzun vadede işletimsel verimlilik sağlayacak ve ürünlerin nasıl kullanıldığı ve nasıl geliştirilebileceğine dair bize bilgi verecek. Dijital ikizlerin nesnelerin interneti dışındaki, “nesne” olmayan varlıklarla bağlantı kurması için giderek büyüyen bir potansiyel bulunuyor. Cearley bununla ilgili olarak, “Zamanla, dünyanın her alanında ikizlerini sanal olarak temsil eden dijital ikizler, gerçek dünyadaki ikizleriyle ve birbirleriyle bağlantılı olacak ve gelişmiş simülasyon, işletim ve analiz sağlamak için yapay zekaya dayalı yeteneklerle donatılacak.” diyor ve, “Şehir planlamacıları, dijital pazarlamacılar, sağlık hizmet uzmanları ve endüstriyel planlamacılar, birleştirilmiş dijital ikizler dünyasına yapılan bu uzun vadeli geçişten fayda sağlayacak.” diye ekliyor. Örneğin, gelecekteki insan modelleri biyometrik ve medikal veriler sunabilir ve bu sayede dijital ikizler dünya üzerindeki her yerde gelişmiş simülasyonlar oluşturabilir.

Trend 5: Sınır Bilişim ve Bulutlar

Sınır bilişim, bilgi işleme, içerik toplama ve içerik dağıtımını bu bilgilerin kaynaklarına yakınlaştıran bir bilgisayar topolojisidir. Bağlanabilirlik ve gecikme süresiyle ilgili zorluklar ve bant aralıklarındaki kısıtlamalar bu dağıtımlı modellerin kullanımını artırıyor. Şirketler, özellikle nesnelerin interneti ögelerine sahip olanlar, bulut altyapı mimarisinde uç tasarım modellerini kullanmaya başlamalı. Ortak yerleşim ve uca özgü ağ yeteneklerini kullanmak bu şirketler için iyi bir başlangıç noktası olabilir.

Bulut ve sınır bilişimin rakip yaklaşımlar olduğu görüşü yaygın bir görüştür fakat bu görüş kavramların yanlış anlaşılmasından dolayı ortaya çıkmıştır. Sınır bilişim, içeriği, hesaplamayı ve işlemeyi kullanıcılara/şeylere ya da ağın “sınırına” yaklaştıran bir bilgisayar topolojisidir. Bulut teknolojik hizmetlerin internet teknolojileri kullanılarak sağlandığı bir sistemdir fakat bu her zaman merkezi ya da merkezi olmayan servislerin hizmet sağladığı anlamına gelmez. İkisi birlikte kullanıldıklarında; bulut hizmet odaklı bir model oluşturmak için kullanılırken, sınır bilişim bulut hizmetinin bağlantısının bulunmadığı alanların uygulanmasında kullanılan bir servis işlevi görür.

Trend 6: İletişim Platformları

İiletişim platformları, iş dünyasında niyetin çevrilmesindeki yükü kullanıcıdan bilgisayara aktaran bir paradigma değişimi yaratacak.  Bu sistemler basit cevaplar vermek (“Hava nasıl?” sorusuna verilecek cevaplar) ya da daha karmaşık etkileşimler kurmak (“Parker Ave’deki İtalyan restoranından iki kişilik yer ayırt.” cümlesini anlayıp gerçekleştirmek) gibi işlevleri yerine getirebiliyor. Bu platformlar görgü tanıklarından sözlü ifade almak ya da ifadelerden alınan bilgilere dayanarak suçlunun yüzünün robot çizimini yapmak gibi daha da karmaşık eylemleri de yerine getirebilmesi için yenilenmeye devam ediyor. İletişim platformlarının gelişiminde karşılaşılacak en temel zorluk ise kullanıcıların çok belirli bir çerçevede iletişime geçmek zorunda olması çünkü bu genellikle gerçekleştirilmesi zor ve kişilere göre değişiklik gösterebilecek bir eylem. İletişim platformları arasındaki birincil farklılıklar ise, karmaşık sonuçların elde edilmesi adına üçüncü parti hizmetlere erişmek, bunlara başvurmak ve düzenlemek için kullanılan uygulama planlama arayüzü ve iletişim ve etkinlik modellerinin dayanıklılığı olacak.

Trend 7: Kapsamlı Deneyim

Artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve karma gerçeklik (MR), insanların dijital dünyayı algılama ve etkileşime girme şekillerini değiştiriyor. İletişim platformlarıyla birleşince, kullanıcı deneyiminde, görünmez ve kapsamlı bir deneyime doğru yapılan köklü bir değişim ortaya çıkacak. Uygulama satıcıları, sistem yazılım üreticileri ve geliştirme platformu sağlayıcıları, bu modeli kullanıcılara sunmak için birbirleriyle rekabete girecek. Önümüzdeki beş yıl içerisinde, iletişim platformlarının odak noktası, kullanıcıların dijital ve gerçek dünya nesneleriyle etkileşime girerken fiziksel dünyadaki varlıklarını sürdürdükleri kapsamlı bir deneyim seçeneği olarak ortaya çıkan karma gerçeklik üzerinde olacak.

Karma gerçeklik bir spektrum boyunca varlığını sürdürüyor ve AR veya VR’nin yanı sıra akıllı telefon ve tablet tabanlı AR için sanal gerçeklik kasklarını (HMD) da içeriyor. Mobil cihazların aynı zamanda birden çok yerde bulunması göz önüne alındığında, Apple’ın ARkit ve iPhone X sürümleri, Google’ın Tango ve ARCore’u ve Wikitude gibi çok platformlu AR yazılım geliştirme kitlerine ulaşılabilirliğin 2018’de akıllı telefon tabanlı AR ve MR alanlarındaki rekabeti kızıştıracağı beklenmekte.

Trend 8: Blok Zinciri

Blok zinciri, bireysel başvurulardan veya katılımcılardan bağımsız olarak iş sürtüşmesini önleyen paylaşımlı, dağıtımlı, merkezi olmayan ve parçalardan oluşan bir veri tabanıdır. Bu veri tabanı güvenli olmayan tarafların veri tabanı üzerinden ticari işlemlerde bulunmasına izin verir. Teknoloji, endüstride bir takım değişimler vadetmekte ve genelde iletişimin birçok mali imkâna sahip olmasına rağmen, blok zincirin de yönetim, sağlık, içerik dağıtımı, tedarik zinciri gibi birçok alanda potansiyel uygulaması bulunmaktadır. Fakat birçok blok zincir teknolojisi henüz nispeten yetersizdir, kanıtlanmamıştır ve büyük çoğunluğu düzenlenmemiş durumdadır.

Bu sebeple blok zincirine yapılan pratik bir yaklaşım, iş fırsatlarının ve blok zincirin yetenek ve sınırlarının tam olarak anlaşılmasını, gerekli uygulayış becerilerini ve güvenli bir ortamın oluşturulmasını gerektirir. Dağıtımlı veri tabanı projesine başlamadan önce, ekibinizin neyin mümkün olup olmadığını anlaması için şifreleme becerilerine sahip olduğundan emin olun. Mevcut altyapıları kullanarak entegrasyon noktalarını belirleyin ve platformun oluşumu ve olgunlaşması süreçlerini denetleyin. Satıcılarla yaptığınız etkileşimler sırasında çok dikkatli olun ve “blok zincir” teriminin nasıl kullanıldığının tanımını eksiksiz yaptığınızdan emin olun.

Trend 9: Olay-güdüm

Dijital işletmeler yeni kısa süreli dijital iş fırsatlarını (business moments) farketme ve bunlardan yararlanma olanağına dayanıyor. İş etkinlikleri, sipariş emrinin tamamlanması gibi dikkate değer durumların ve durum değişikliklerinin keşfedilmesini ifade ediyor. Bazı ticari olaylar veya birleşmeler, belli başlı bazı eylemler gerektiren belirli durumlar anlamına gelen bu kısa süreli iş fırsatlarını oluşturur. En önemli kısa süreli iş fırsatları, farklı uygulamalar, faaliyet alanları ya da iş ortakları gibi birden fazla taraf için kazanç oluşturan fırsatlardır.

Yapay zekâ, nesnelerin interneti ve diğer teknolojilerin ortaya çıkmasıyla birlikte iş etkinlikleri daha hızlı saptanabilir ve daha detaylı olarak analiz edilebilir duruma gelmiştir. Girişimciler dijital iş stratejilerinin bir parçası olarak “olay-güdümü” benimsemeli. 2020 yılına gelindiğinde, olay kaynaklı ve gerçek zamanlı durumsal farkındalık, dijital iş çözümlerinin % 80’inde aranan bir özellik haline gelecek ve yeni iş ekosistemlerinin % 80’inde olay işleme desteğine ihtiyaç duyulacak.

Trend 10: Sürekli Uyarlanabilir Risk ve Güven

Dijital işletme, karmaşık ve giderek gelişmekte olan bir güvenlik ortamı yaratıyor. İleri teknolojili araçların kullanımının giderek artması da tehdit potansiyelini artırıyor. Sürekli uygulanabilir risk ve güven değerlendirmesi (CARTA), güvenlikleri etkin durumdaki dijital işletmelere verdiği uyarlanabilir yanıtlarla, gerçek zamanlı, risk ve güven odaklı bir karar verme sürecine olanak sağlar. Güven olgusundan ziyade sahiplenme ve kontrol odaklı geleneksel güvenlik sistemleri dijital dünyada yetersiz kalacaktır. Altyapı ve çevre koruması, tamamen doğru bir algılama sağlamaz ve içeriden gelen saldırılara karşı tam koruma sağlayamaz. Bu da program tasarımcılarını insan merkezli güvenliği benimsemeye ve güvenlik önlemleri için sorumluluk almaya zorlar. Yazılımlarınıza girmeye çalışan kötü niyetli kişileri yakalamak için DevOps girişimlerinize sürekli bir “DevSecOps” işlemi eklemek ve yanıltma teknolojilerini (örneğin uyarlanabilir sanal sunucular) keşfetmek, CARTA’yı gerçekleştirmek için keşfedilmesi gereken yeni tekniklere birer örnektir.

 

Kaynak: Gartner

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.