Eğitimin Geleceği: Mindful Sınıflar

1.357

Çocuklarımızın eğitimi için güvenli bir ortam yaratmanın ilk adımı onların biraz nefes almalarını sağlamaktan geçiyor.

 

Mart ayının soğuk bir gününde New York’taki Chatsworth İlkokulunda koridorlar sohbet eden ve gülüşen öğrencilerin sesleriyle yankılanıyordu. Liz Slade’in henüz anaokuluna giden öğrencileri öğle yemeğinden sınıfa çantalarıyla döner dönmez, öğretmenleri ‘’ Bugünün mindful lideri çıkıp başlayabilir mi?’’ diye sordu.

 

Kalp desenli gri gömleğiyle 6 yaşındaki Isabella, arkadaşlarına dönük bir şekilde bağdaş kurarak halıya oturdu. Avuç içlerini dizlerinin üzerine yukarı bakacak şekilde koydu ve baş parmağıyla parmak uçlarına dokunmaya başladı. Her dokunuştan sonra ‘’Şu an sakinim.’’ dedi. Tereddüt etmeden Isabella’nın bütün sınıf arkadaşları öğretmenleriyle beraber mindful liderlerini takiben aynı şekilde oturdular ve sessizce ‘’şu an sakinim’’ demeye başladılar. Öğretmenleri daha sonra onlardan masalarına geçmelerini ve ‘’duygu’’ defterlerini çıkarmalarını istedi.

 

‘’Vücutlarını serbest bırakmayı öğreniyorlar. Eskiden daha vahşi bir an olmasına karşın verdiğimiz bu molalar artık sevimli tatlı bir an haline geldi.’’ diyor öğretmenleri Liz Slade.

 

Chatsworth, Amerikada bu kavramı okullarda uygulayan binlerce okuldan biri. Çok sayıda öğretmen, veli ve çocuklar minfulness(yargılamadan, bilinçli olarak ana odaklanma sonucunda ortaya çıkan farkındalık) hakkında bilgi sahibi olmanın faydalarını görüyor. Bu faydalar arasında stres ve endişe seviyesinin azaltılması, odağın arttırılması ve akademik başarı ve uyku düzeninin sağlanması gibi şeyler başı çekiyor.

 

Akademik baskıların anaokulu seviyesinde dahi arttığı, oyun ve sanatla ilgilenilen zamanların azaldığı bu günlerde çocuklar bugüne kadar benzeri görülmemiş bir stres ve endişeyle karşı karşıyalar. Amerikan Ulusal Akıl Sağlığı Örgütü’ne göre 13 ila 18 yaşındaki çocukların %25’inde anksiyete bozukluğu görülüyor. Böylesi erken yaşlarda görülen stres seviyeleri, çocuklarda öğrenme, hafıza ve davranış bozuklukları yaratıyor ve hem fiziksel hem de akıl sağlığını olumsuz etkiliyor. Böylece artan stres ve baskı ortaokul ve lisede de devam ediyor. Yale Duygusal Zeka Merkezinin 22 bin lise öğrencisiyle yaptığı bir ankette öğrencilerin %75’i can sıkıntısı, yorgunluk ve stres gibi olumsuz duygulara sahip olduğunu söyledi. Strese karşı bir panzehire daha önce hiç bu kadar ihtiyaç duymamıştık. Tam burada da mindfulness devreye giriyor.

 

Okullardaki Mindfulness Kavramı Hakkındaki Araştırmalar

 

Okullarda mindfulness programları uygulamalarının yaygınlaşmasıyla mindfulness kavramının faydalarını kanıtlayan araştırmalar da yavaş yavaş yapılmaya başlandı. Ve önümüzdeki yıllarda da bu alanda daha fazla araştırma yapılması bekleniyor. Handbook of Mindfulness in Education: Integrating Theory and Research into Practice kitabının yazarı ve British Columbia Üniversitesi profesörü Kimberly Schonert-Reichl ‘’Hangi programların çalıştığını veya neyin kim için faydalı olduğunu henüz bilmiyoruz’’ ifadelerini kullandı. 2015 yılında Schonert-Reichl tarafından yapılan çalışma, mindfulness eğitimini de içeren 12 haftalık sosyal ve duygusal öğrenme (SEL) programını araştırdı. 99 tane 4. sınıf ve 5. sınıf öğrencisi iki gruba ayrıldı, bu gruplardan birinciside MindUp’ın haftalık SEL müfredatı uygulandı, ikincisinde ise Kanada’da kullanılan bir sosyal sorumluluk programı uygulandı. Daha sonra davranış değerlendirmeleri, kortizol seviyeleri, sosyalleşebilme ve akademik başarı gibi sonuçlar ölçüldüğünde, iki grup arasında büyük bir fark oluştuğu gözlendi. Sosyal sorumluluk programı uygulanan ikinci gruba kıyasla mindfulness eğitimi alan öğrencilerin matematik alanında daha başarılı olduğu gözlendi. İlk grubun aynı zamanda ikinciye kıyasla %24 daha sosyal ve %20 daha az agresif davrandığı gözlendi. Mindfulness eğitimi alan grup aynı zamanda dikkat, hafıza, duygusal düzen, iyimserlik, stres ve empati gibi konularda diğer gruba göre daha olumlu sonuçlar verdi.

 

Okullardaki mindfulness uygulamalarının etkileri hakkında yapılan araştırmalar için konuşmak henüz erken olsa da, yetişkinler üzerinde otuz yıldır yapılan araştırmalar psikolojik ve fizyolojik faydalar açısından oldukça umut verici. Araştırmacılar neyin, ne zaman ne kadar ve nasıl işe yaradığını anlayabilmek için odak noktalarını çocuklara ve gençlere çeviriyor. Doç. Dr. Lisa Flook bu konuyla ilgili ‘’Mindfulness kavramının gençlere yönelik etkileri ve faydaları hakkında kesin kanıtlarımız yok. Fakat bu tür bir eğitimin derslere ve duygusal düzenlerine fayda sağlayacağını düşünüyoruz’’ şeklinde konuştu.

 

Başka bir deyişle okul hayatında mindfulness’ın faydalarını inceleyen bu araştırma olumlu sonuçlar verecek gibi gözüküyor.

 

Mindfulness in Education derneğinin başkanı da bu konuda’’Mindfulness çocukların kendilerini sakinleştirmelerine, dikkatlerini toplamalarına ve başkalarıyla etkili bir şekilde etkileşime girmelerine yardımcı oluyor. Bu özelliklerin hepsi okulda ve hayatta başarılı olmak için gerekli. Mindfulness kavramını müfredata eklemek çocuklara akademik, sosyal ve duygusal açıdan faydalı olacak. Ayrıca uzun vadede faydasını görecekleri odaklanma, esneklik gibi konularda da gelişmelerini sağlıyor.’’ diyerek görüşlerini belirtti.

 

Mindful sınıfın özellikleri nelerdir?

 

Bir çocuğun dürtülerini kontrol edebilmesinin kıymetini kimse bir öğretmen kadar bilemez. Mindfulness’ı 8 yıldır sınıflarında uygulayan Liz Slade, bir gün bir öğrencisinin arkadaşının lego kulesini yıkmak üzere ayağını kaldırıp, bir nefes alıp, bundan vazgeçtiğine şahit olmuş. Bu durumdan etkilenen öğretmen şunları söylüyor ‘’Çocuklar artık dikkat dağınıklığı, kendilerini kontrol etme gibi şeylerin farkında. Artık kendilerine neye ihtiyacım var diye soruyorlar.

 

Liz Slade de yaklaşık 10 yıldır mindfulness’ı kendi hayatında uyguluyor. Kendi hayatında gördüğü olumlu etkilerden sonra sınıflarında da nefes alma ve mindful dinleme etkinlikleri yapmaya başlamış. Öğretmen bu konuda ‘’Bu konudaki bilgilerim arttıkça yani neyin işe yarayıp yaramadığını tecrübe ettikten sonra çok etkilendim. Daha sonra çocuklar da bana gelip stresli durumlar karşısında artık daha güçlü olduklarını söyledi.’’  ifadelerini kullanıyor.

 

Sınıftaki ve kendi hayatındaki olumlu etkileri gördükten sonra ve tabii ki okul müdürünün de desteğiyle Liz Slade, Inner Resilience isimli resmi bir eğitim programını okulda uygulayabilmek için bir hibeye başvurdu. Inner Resilience programı sayesinde gördükleri ilgi ve destek diğer öğretmenler, veliler ve okul yönetimleri tarafından fark edildi ve bunun sayesinde program toplamda 5.200 öğrencisi olan 6 okula sunuldu. Programın yaratıcısı Linda Lantieri bu konuda şunları söyledi:’’Minfulness’ı okullarda uygulamanın en iyi yolu sosyal ve duygusal öğrenme ile birlikte sunmak. Eğer okullara adım atacaksak, çocukların eğitimine katkı sağladığımızdan emin olmamız gerekiyor. Mindfulness bunu sağlayacaksa, ne mutlu bize.’’

 

Birçok uzman mindfulness’ı uygulayabilmenin en iyi yolun aynı prensiplere sahip bir öğretmenle mümkün olacağı görüşünde. Öğretmenler için CARE isimli bir program başlatan Virgina Üniversitesi profesörü Tish Jennings ‘’Önemli olan öğretmenlerin ne öğrettiği değil, nasıl öğrettiği. Eğer öğretmen sınıfta ‘’mindful’’ ise çocuklar da öyle olmayı öğrenecektir. Öğretmenler büyük stres altında ve bu stresin çocukları etkilediğini biliyoruz. Böylece onları desteklemek herkes için faydalı olacak. ’’ ifadelerini kullandı. Yine kendisinin geçtiğimiz günlerdeki bir araştırmasına göre, CARE programıyla eğitilen öğretmenlerin aceleci davranmadıkları, daha olumlu ve hassas oldukları belirlendi. Buna ek olarak öğrencilerin de daha aktif ve üretken oldukları gözlendi.

 

Bir başka öğretmen, Rosaile Choniuk’a göre ise Mindfulness kavramını CARE programı aracılığıyla öğrenmek onun hayatını değiştirmiş. ‘’Öğrenmeye başladığımdan beri tamamen farklı bir insana dönüştüm.’’ diyen ingilizce öğretmeni Rosaile okulda pek çok görev üstleniyor. Ayrıca izinli olan öğretmenlerin yerine derslere de giriyor. Mindfulness eğitiminden önce gergin bir şekilde girdiği sınıflarda kavgaların çıktığını ve çocukların yaramazlık yaptığını anlatan Rosaile, şimdilerde sınıfa sakin bir şekilde girdiğini ve olaylara olumlu bir şekilde yaklaştığını anlatıyor. Artık bu derslere girmekten keyif alan Rosaile, hem çocuklarda hem de kendisinde olumlu değişikliklerin olduğunu söylüyor.

 

Kaynak: Mindful

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.