Çalışma Alanının Geleceği Nedir?

3.158

YUVARLAK MASA TOPLANTISI: UZMAN PANELİMİZ GELECEĞİN OFİS ORTAMININ NASIL OLACAĞINI TARTIŞIYOR.
Kuruluşlar neden çalışanlarının çalışmak isteyeceği çalışma alanlarına yatırım yapmak isterler? Bu herkesin ortak bir karar alması gereken bir konu. Çalışanların sağlığı, üretkenlik ve performans ile kuvvetli biçimde ilişkilidir ve sağlığa en çok katkıda bulunan faktörlerden biri ise çalışma alanıdır. Uzaktan ve ortak çalışmayı teşvik eden, esnek ekonomi çağında nasıl çalışma alanları ortaya koymalıyız? Toplumu, işbirliğini ve yeniliği teşvik eden ancak bir yandan nevro-çeşitliliği göz ardı etmeyen çalışma alanları nasıl oluşturulur ?

International Quarter London ile birlikte, Lendlease ve LCR’in ortak Management Today projesi, zorlukların ve fırsatların en iyi nasıl değerlendirebileceğini tartışmak adına bir uzman paneli düzenledi.

Management Today Özel Projeler Editörü Ian Wylie: Çalışma alanın amacı zamanla nasıl bir değişiklik gösterdi ve gelecekte ne olması öngörülüyor ?

Lendlease İşyeri Başkanı Alison Webb (Avrupa): İş stratejisi konusunda işyerinin rolü değişikliğe uğramıyor fakat hız, uyum ve esneklik açısından ele alınması gereken öncelikler değişim gösteriyor. Ve henüz işyerlerimiz bu yeni öncelikleri karşılayacak kadar gelişme göstermedi. International Quarter London’da Stratford gibi ticari mekanlar kurduğumuzda, bir işletmeyi ayağa kaldıracak sihirli unsurun ne olduğu hakkında kafa yorarız ki bunu yaparken işyerini belirleyen dört duvardan, ofisten eve olan yolu ve çevrenizdeki her şeyi hesaba katarız.
Ogilvy & Mather UK Pazarlama Şefi Nina Jasinski: Canary Wharf’tan muhteşem Sea Containers’a taşınarak doğru büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik. Sadece 18 aylık zaman diliminde, oldukça modern bir çalışma alanı haline getirdik ve üretkenlik önemli ölçüde arttı. Birçok yeni iş fırsatı yakalıyoruz ve en büyük değişiklik ise iş birliğinin artması. Yüz yüze görüşmenin hala önemli olduğunu düşünüyoruz, bu nedenle diğer şirketlerin iş yeri binalarından kurtulmasını ilginç buluyoruz. Küçük toplantıların devam ettiğini tahmin ediyorum ancak görüşmeler kafelerde gerçekleşiyor.

King’s College London Alan ve İşyeri Yönetimi Direktörü Paul Wheeler: Genel anlamıyla, tek organize toplumsal yapı anlayışı iş aracılığıyla tanımlanabilir ve çalışanlar, hayata ve işe harmanlanmış çalışma ortamları sunarak cevap veriyorlar. Benim ilgimi çeken konu, iş hayatının toplumda nasıl bir işleve sahip olduğu. King’s College, 1830’lu yıllara dayanan eski bir mülkten beklediğimiz türden fakat bir yandan da 21.yy’a yaraşır bir üniversite olmayı hedefleyen tarzda zorluklara sahip. Öğrencilerin kendilerine güvendikleri, istikrarlı oldukları ve öğrenmeye ve düşünmeye zaman ayırabilecekleri zihinsel boşluğa sahip oldukları bir topluluk ve çevre yaratmaya çalışıyoruz. Bu temel olmadan iş veya öğrenimde ilerleme kaydedemezsiniz. İşyerlerinin aynı zamanda kültürlerin ve kimliklerin oluşması açısından önemli yerler olduğunu düşünüyorum. İnsanları bir araya getirmezseniz aidiyet duygusunu, ortak değerleri ve motivasyonu nasıl elde edersiniz?
Ön soldan saat yönünde: Paul Wheeler, Philip Ross, Alison Webb, Araceli Camargo, Nina Jasinski, Katrina Kostic-Samen ve Ian Wylie

Fnatic’in CEO’su Wouter Sleijffers: Vizyonumuzu ifade etmek ve insanları aynı fikir birliğine getirmek için onları işyerine getirmekten başka daha iyi bir çözüm yolu yok. Profesyonel bir e-spor organizasyonuyuz ve kısa süre önce Shoreditch’de merkezimizi kurduk. Merkezimiz çok fonksiyonlu, örneğin personelin uyuyabileceği bölgelerimiz bile bulunuyor çünkü 7/24 çalışıyoruz ancak bunu markamızın ve yaptığımız şeylerin fiziksel bir tezahürü olarak görüyorum. Örneğin, merkezde bir perakende alanı ve topluluk etkinlikleri düzenlediğimiz ve hafta sonları sadece tanışmak ve takılmak maksatlı oyun severleri davet ettiğimiz alanlar bulunuyor. Şu aralar mülk sahibi ile bizim gibi düşünen insanları dahil edebileceğimiz ortak çalışma alanları yaratma konusunda görüşmeler sürdürüyoruz.

Worktech Academy Yönetim Kurulu Başkanı Philip Ross: Bu yeni öncelikleri karşılamak adına işverenlerin esnekliğe ihtiyacı var ancak ne yazık ki binalar esnek değil. Bir binaya taşınmak için yapılan bir kira anlaşması, özellikle büyük oranda büyüyen teknoloji şirketleri için oldukça kısıtlayıcı bir durum. İşin geleceğini tahmin ediyorum ve benim esas ilgi duyduğum konu, yüksek performans gösteren işyerleri ancak çoğu ofis işi boş, gereksiz tuğla yığını olarak kalmaya devam edecek. Temel bir uyumsuzluk var. Ofislerin geçmişini inceleyecek olursanız, bir kuruluşun bütün dosyalarını, dolaplarını bulundurduğu yerler olarak kullanıldığını görürsünüz ancak günümüz ofislerinde yalnızca sunucular bulunuyor. Bunların hepsi geçmişte kalacak çünkü bulut sistemine geçiyoruz.

Wylie: Çalışma alanlarında insanların neye ihtiyacı olduğunu ya da neyin bulunmasını istediğini nörobilim nasıl açıklıyor?

Centric Lab University College London Müdürü Araceli Camargo: Nörobilim ile sektörü açıklamak zor çünkü, nispeten yeni sayılabilecek bir bilim dalı ile uğraşıyoruz ve Galileo’nun ilk teleskopu incelemesine benzer bir şekilde beynin inceliklerini çözmeye uğraşıyoruz. İnsanların geleneksel işyerleri ve insanların bu işyerlerinde nasıl davrandığı arasındaki ilişkiyi fark ettiğimde 2009’da ortak bir çalışma alanı olan The Cube’ u kurdum. Yapı üzerinden değil, ofislerdeki nöro-çeşitliliği anlayarak bu işe başlamamız gerekiyor ve insanlar şaşırtıcı derecede farklı şeyler bulacaklarına inanıyorlar. Örneğin, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna sahipseniz, sosyalleşmeyi, aşırı uyarılmayı ve iş birliğini teşvik eden iş yerleri sizin için oldukça bulunması güç ve rahatsız edici yerler olabilir.
KKS Strategy Yönetici Ortağı Katrina Kostic-Samen: Kesinlikle- Kişilik türleri hakkında bazı araştırmalar yaptık ve çoğu iş yerinin tasarımı eğlenceli, hayat dolu dışa dönük insanları odak alırken, kuruluşların %50-%80 çalışanları aslında içe dönük insanlar ve onları görmezden geliyoruz. Aynı zamanda ortak çalışma alanlarından uzaklaşıldığını görüyorum. Hepimiz bu ortak çalışma alanlarının geleceğin çalışma alanları olduğunu düşünüyoruz ve ortak çalışma kişiler ve ufak grup oturumları için harika bir yol ama eğer büyük bir gruptan bahsediyorsak takımın uyumuna daha fazla dikkat etmemiz gerekir ve aynı zamanda takım dinamiklerine ve marka kimliğine de.

Ross: Eğer farklı kişilik tipleri bulunuyorsa, neden ofislerimiz homojen yapıda? Dünyada birçok farklı işyerlerinde bulundum ve 5,000 tane belki de aynı masayı gördüm.

Camargo: Mimarların işyerlerini nöro-çeşitliliği düşünerek tasarlaması gerekiyor. Çoğumuzun belli bir seviyede dikkat eksikliği var ve teknoloji dikkat sistemlerimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip.

Webb: Avustralya’da gereksiz karmaşıklık nedeniyle etkinliğe dayalı çalışma ortamlarına karşı biraz tepki aldık. Bazı işyerleri oldukça sadedir ve farklı şekilde masalara sahip olmak zorunda değillerdir. Bu işyerlerinin amacı, basit eşyalarla çalışmak ancak doğal bir insan bağlantısına sahip olmaktır. Evet, iş birliği ve yaratıcılığa ilham verebilen bu çarpışmalara sahip olabilmemiz çok güzel, ancak bazen proje ekibimin yapması gereken bir araya gelmek ve hızlı bir şekilde işleri halletmek. Örneğin, Sydney ofisimizde “mahalle” ekibimizi sadece 10-15 kişiye indirdik ve neredeyse küçük bir stüdyo gibi çalışarak daha yakın ve daha odaklanmış takım dinamiğine sahip olduk.

Wheeler: Ayrıca aydınlatma, ses ve hava kalitesi gibi konularda daha fazla bilgiye sahip olduğumuzu görmek isterim. Her şeyden önce doğru kurulması gereken temel şeyler bunlar.

Camargo: Bunun ortak çalışma alanlarında bir problem olduğunu kabul ediyorum: Eğlenceli görünüyorlar ancak dikkat dağıtıcı seviyede gürültülü olabilirler. The Cube’daki alanımız sadece 1.500 feet kare olduğu için bunları görmezden gelebiliriz. Ama 10.000 feet karelik bir binada ortak çalışma alanı kurmak? Aman Tanrım, beyin için korkunç, insanların kimliği yok, aidiyet duygusu yok ama bunun yerine nereye oturacaklarını bilmedikleri için doğan büyük bir sosyal kaygı var.

Wylie: İşyeri stratejilerimizi yöneticilerin ilgi alanına nasıl dahil edebiliriz C-Suite konuşmalarının bir parçası haline getirebiliriz?

Jasinski: Oldukça basit, eğer çalışanlarınız mutlu ve yaptıkları işten memnunlarsa daha üretken olacaklardır ve bu şekilde siz de işinize konsantre olabilirsiniz. Bunu gerçekleştirmezseniz, en iyi yetenekleri kaybedersiniz ve verimlilik düşer.

Wylie: Çalışanlara mutluluk ve tatmin hakkında sorular yönelttiğimizde ne duymak istediğimizi bize zaten söylemiyorlar mı?

Sleijffers: Bunu öğrenmek benim için daha kolay, çünkü küçük bir işletme sahibiyim ama diğer CEO’lara tavsiyem çalışanları ile bir araya gelmeleri. İşyerinde ne olduğunu hissedin ve kendiniz tecrübe edin. Sorunları bulun ve onlarla başa çıkın. Çünkü CEO olarak, insanlarınızın işlerini yapmalarını sağlamak sizin göreviniz.

Ross: Bu konuşmalara ve sorumluluklara bir kuruluşta, tesis yönetiminde veya gayrimenkul pazarında sıklıkla rastlanıyor. Ancak Winston Churchill “Binalarımızı şekillendiren bizleriz, ama binalar gelecekte bizi şekillendirecek” demiştir. Yöneticiler kuruluşlarını yeniden şekillendirmek, kültürünü değiştirmek, ekip çalışmasını geliştirmek ve pazara erişim hızını arttırmak istiyorlarsa bunu yapmanın en kolay yolu fiziksel değişimdir. Ve bunu yaparken, önemli tasarruflar da gerçekleştirebilir. Yılda 80 milyon avro kira bedeli olan bir banka ile iletişim halindeyim, esnek çalışma sistemine geçmeyi tercih ederlerse en az %30 oranında tasarruf edebileceklerini biliyoruz. Bu büyük bir oran.

Webb: Yelpazede iş yerlerinin strateji sürecinin daha görünür bir parçası olmasını gönülden isterim. Örneğin, daha müşteri odaklı bir şirket olmaya çalışıyorsanız, çalışanlarınızı bu konuda eğitmek için ne yapıyorsunuz? Nasıl müşteri çekiyorsunuz, nasıl çalışanlarınızı işten çıkarıyorsunuz ya da çalışma alanlarınızın fiziksel durumu stratejinizi nasıl etkiliyor? Eğer stratejiniz yenilik ise, birkaç kişinin çalıştığı bir laboratuvardan fazlası nasıl olabilir? Kuruluşlar, basit fiziksel araçlar aracılığı ile stratejilerini hayata geçirebilirler.

Wheeler: Sonuç olarak, işyeri tasarımı çalışanlarınızı cesaretlendirmekle, onlara sağlıklı kararlar verebilecekleri bir çalışma ortamı yaratmakla ilgili. Bu yaklaşım ortak, herkese uyan bir yaklaşım olamaz elbette. Çalışanlarımıza kendileri için karar verebilecekleri, seçim yapabilecekleri, cesur hissedecekleri ve güven duyacakları bir ortam yaratmalıyız.

Kaynak: Managementtoday

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.