2030’da İş Dünyası Nasıl Olacak?

Şirketlerin insanları, insanların da işlerini bambaşka şekillerde yönettiği dört farklı senaryo tasarladık.

487

Gözünüzde insanların iş gücündeki yerlerini otomasyona bıraktığı, en yetenekliler içinse şirketlerin resmen yarıştığı bir dünya canlandırın.

Bu size bilim kurgu gibi gelebilir ancak iş dünyası öyle hızlı değişmekte ki bunun gerçek olmaması için hiçbir neden yok. Dijitalizasyon, otomasyon ve demografik yapıların değişmesi gibi büyük çaplı değişiklikler halihazırda çalışma alışkanlıklarımız ve şirketlerin çalışanlarla iletişim kurma tarzını biçimlendirmekteydi. Halbuki şu an gözlemlediğimiz bu baş döndürücü hız ileriye dönük planlar yapmayı, hatta ileriyi görmeyi oldukça güçleştiriyor. Piyasaya etki eden bunca karmaşık etken varken nokta atışı sağlayacak dümdüz tahminler yapmak da ihtimal dışı.

PwC ekibimizle bir araya gelip dört gelecek senaryosu hazırladık ve bunların her birine bir renk verdik. 2030’da iş dünyası nasıl olabilir sorusunu sorarak yola çıktık ve kolektivizm ile bireyciliğin, çarpışmalarında geleceği noktayı öngörmeye çalıştık.

Bu senaryolar organizasyonlara ihtimallerin bazılarını görmede ve onlara nasıl hazırlanacaklarını belirlemede yardımcı olabilir. Göz önünde bulundurmamız gereken bir değişken, artık küçük işletmelerin ve bireylerin daha güçlü hale gelip büyük şirket kapitalizmini yok edebileceği gerçeğidir. Ya da toplumlar ve şirketler ortak sorumlulukları paylaştıkça kolektivizm önem kazanabilir. “Önce ben” mi kazanacak, yoksa insanlar artık çoğunluğun yararını mı düşünmeye başlayacak? Dijital teknoloji dev şirketleri yok mu edecek, yoksa onların iç ve dış masraflarını sıfırlayıp daha da güçlenmelerini mi sağlayacak?

Elbette geleceğin, Kırmızı, Mavi, Yeşil ve Sarı başlıklı bu dört senaryonun harmanlanmış bir versiyonunu bize sunması oldukça olası. Ancak her birinin arkasındaki mantık, ağırlıklı olarak işe alım ve çalışanların eğitilmesinden sorumlu kimseler çerçevesinde tasarlanmıştır.

Kırmızı Dünya

Bireyciliğin ve dağılmanın hüküm sürdüğü Kırmızı Dünya’da küçük olan güçlüdür. Teknoloji küçük işletmelere ihtiyaç duydukları ve eskiden yalnızca büyük işletmelerin erişebildiği bilgi, beceri ve fonları sağlar. Böylece küçük işletmeler güçlenirler. Yeniliklerle insanlar birbirinden ayrılamaz bir şekilde iç içedir. Bu da şirketlerin çalışacak kişi bulma, onları yönetme ve onlara ödeme yapma biçimlerini değiştirecektir.

Strateji: İK artık tam zamanlı bir bölüm olma işlevini kaybedecek. Girişken liderler bu eksiklerini gidermek için dış hizmetlere ve otomasyona başvuracak. “Tam zamanı” çalışanlar, dünya iş gücünün ancak %10’luk bir kısmını oluşturacak. Otomasyon ve dijital platformlar iş gücüne erişme ve onları işverenlerle birleştirmede bir zorunluluk haline gelecek. Bunu olağanüstü güçlü ve kapsayıcı bir LinkedIn versiyonu gibi düşünebilirsiniz. İş sürecinde yapılan konuşmaları temel alarak size yeni çalışan ya da çalışma alanı tavsiye eden uygulamaları, araçları hayal edin.

Çalışanlar: Yeteneğin adeta avlandığı bu ortamda gerekli becerilere sahip olanlar bugün kazandıklarından çok daha fazlasını kazanacak. İş kontratları artık tazminatlar üzerinde değil, fikri mülkiyet ve çalışma özgürlüğü gibi yeni değerler etrafında şekillenecek. Çalışanlar geleceklerine karar vermede özgür olacak, isterlerse çalışıp çabalayıp gerekli becerileri kazanarak emeklerinin meyvelerini ona göre alacaklar. Performansları ise kısa süreli sonuçlar temel alınarak değerlendirilecek. Dünya yavaş ama emin adımlarla gidenlere değil, kısa sürede işlerin üstesinden gelebilen rock yıldızlarına gülecek.

Mavi Dünya

Bireyciliğin bir bütünlük anlayışı içerisinde yer edindiği Mavi Dünya senaryosunda global şirketler merkezi konumlara gelecek. Daha çok büyüyecek, daha da güçlenecekler ve eskisinden de etkili olacaklar. Hatta bunlardan bazıları, dünyadaki birtakım uluslardan bile güçlü olabilir. Büyüklük ve etkileri şirketlerin rakipleriyle yarışırken kar marjinlerini koruma hususunda en çok değer verdikleri yönleri olacak.

Strateji: İnsan sermayesi anlayışı o kadar ilerleyecek ki yüksek mevkilerde bulunanlar için teknoloji ve performans arasındaki ilişkiyi, bunun ise üretkenlik üzerideki etkisini anlamak durumunda kalacak. Tüm şirketler alanının uzmanları olan potansiyel çalışanlar için adeta savaşacak. Günümüzdeki spor yıldızları gibi geleceğin iş yıldızları da kariyerlerini yönetmede yardımcı olmaları için acentalarla görüşmek zorunda kalacak. İK ise gelecekte şirket bünyesinde ortaya çıkabilecek işgücü taleplerini etkili bir şekilde ölçüp gerektiği gibi önlemler alabilmek için karmaşık algoritmalar geliştirmiş olacak.

Çalışanlar: Üretkenliklerini fiziksel ve tıbbi müdahalelerle maksimuma çıkaran “süper çalışanlar”, şirketler tarafından ödüllendirilecek. Çalışanlara onların bilişsel becerilerini artıracak eğitim imkanları sunan işverenleri ve bu imkanları ayrıcalıklı konumlarını korumak için memnuniyetle değerlendirecek çalışanları hayal edin. Pek çok insan geçici işler bulmada sıkıntılar çekerken bu yaklaşım “yeterli olanları” “yeterli olmayanlardan” kolayca ayırabilecek. Şirketler çocuk eğitiminden yaşlı bakımına ve sağlık hizmetlerine kadar eskiden devletlerin ya da özel kurumlarun sağladığı her türlü hizmeti çalışanlarına sunacak. Mesleki kariyerleri olmayanlar ise bu imkanlara erişmede problemler yaşayacak. Çalışanlar verileri ile sağlık ve performans bilgilerinin eş zamanlı olarak sürekli izlenmesine rıza gösterecek. Bu aşırı baskıcı atmosfer ortamında işlerini en iyi şekilde yapmayı sürdürenler ise bunun karşılığını yine en iyi şekilde alacak. Aynı durum talep doğrultusunda anlaşmayla çalıştırılacak olan uzmanlar için de geçerli olacak.

Yeşil Dünya

Kolektif ve tek bir bütün halindeki Yeşil Dünya’da en çok sosyal bilinç göze çarpmaktadır. İnsanlar gittikçe azalan doğal kaynaklar ve uluslararası düzenlemeler konusunda oldukça hassastır. Şirketlerin ajandası ise etik ve ekolojik meselelere göre düzenlenir. Sosyal bilinç, doğaya karşı olan sorumluluğumuz, çeşitlilik, insan hakları ve adalet, bu dünyanın en önde gelen özelliklerindendir.

Strateji: CEO’lar organizasyon bünyesindeki insanları iyi yönetir. Çünkü onların davranışları ve toplumda üstlendikleri roller, şirketin başarısı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. İK’nın yeni ismi “İnsanlar ve Toplum” olmuş, bu departman markanın koruyucusu rolünü üstlenmiştir. Pazarlama, şirket içi sosyal sorumluluk ve veri analizi gibi alanlarda faaliyet gösterir. Başarı ise doğru iş kültürünü yarattıktan ve prensiplerin tedarik zincirinin tamamında uygulanmasını sağladıktan sonra gelecektir. Unutmamak gerekir ki insan davranışları gerekli düzenlemelerle biçimlendirilebilir. Tazminat sözleşmeleri de örnek davranışlar ve iyi performansla birlikte güncellenebilir.

Çalışanlar: Yalnızca şirketlerin değil, çalışanların da bir etik anlayışı vardır. Erdem ve özverilerinin değer gördüğünü bilirler ve performansın, kaynakların kullanılma biçimi de dahil pek çok şey dikkate alınarak değerlendirildiğini bilirler. Adeta bir aile ortamında, esnek iş saatlerinde çalışıp sosyal sorumluluk projelerinde yer almaya teşvik edilirler. Ödeme, eğitim ve çalışma koşulları gibi hususlarda işverenlerinin adaletine güvenirler. Karşılığında da şirket kültürüne yakışır bir şekilde davranırlar.

Sarı Dünya

Kolektif güçlerin dağılmış kuvvetler arasından çıkmaya başladığı Sarı Dünya’da ise hem çalışanlar hem de iş verenler bir amaç ve güven arayışındadır. İnsanlık çok değer görür. Çalışanlar güçlü sosyal ve etik imkanları olan şirketlerde esneklik, özerklik ve tatmin gibi değerleri bulabilir. Herkes çoğunluğun iyiliğine katkıda bulunmak için can atar.

Strateji: İK’nın ipleri liderlerin ya da kolektif grupların elindedir. Adil ödeme anlayışı yaygındır. Şirketler ve çalışanlar birbirlerinin ihtiyaçlarına ve becerilerine saygı duymaktadır. Teknoloji ve otomasyonun insanlık ve bireycilik ile olan kapışması ise insanlığın yararına olacak şekilde sonuçlanmıştır. Çünkü otomasyonu seven müşterilere bile örneğin sürücüsüz araçlar için insan şoför imkanı sunulacak, üretilen malların üzerine (makineler değil de insanlar tarafından üretildiklerini belirtmek için) etiketler koyulacaktır.

Çalışanlar: Çalışanlar işverenlerine değil, meslektaşlarına büyük bir saygı duyarlar. Bu da bağımsız çalışanların korunması, desteklenmesi ve bir araya getirilmesi için günümüzdekilerden çok daha güçlü işçi birliklerinin kurulması anlamına gelir. Bu birlikler eğitim gibi eskiden işverenlerin sağladığı imkanları da sağlamaktadır. Üyelerin refahı, maaşları, eğitimleri ve hatta üniversite dereceleri bile bu birliklerce düzenlenmektedir.

Bu senaryoların gerçek dışı ve hatta imkansız göründüğünün farkındayız. Ancak geleceğin ne getireceğini bilemeyiz. Bu belirsizlik ise şu anda pek çok soru işareti ve endişeye yol açmaktadır. Bu dört ihtimal üzerinde düşünerek bile oturup plan yapmaya başlayabiliriz. Bu senaryolarda yer almak için sizin şirketinizde ne gibi değişiklikler yapmanız gerektiğini düşünün. Her birinde nasıl yeteneklere başvurmanız gerekecek? İhtiyaç duyacağınız insanları nasıl kendinize çekebilir, motive edebilir ve onlarla birlikte çalışmaya devam edebilirsiniz? Rekabet ortamında mücadeleye devam etmek için organizasyonunuzun ne şekilde değişmesi gerekecek?

Cevaplara hemen bugün ulaşamayabiliriz. Her sorunun cevabını bilmemiz mümkün değildir zaten. Ancak ihtimalleri tartıp senaryolar tasarlayarak ve onlara göre planlar yaparak vakti geldiğinde hazır olabiliriz.

Kaynak

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.