2017’de İş Dünyasını Şekillendiren Trendler

1.008

Sanırım 2016 hepimiz için dengesiz bir yıl oldu. Bu yıl, birçok nedenden akıllara kazındı diyebiliriz. Hal böyle olunca 2017’nin ve sonraki yılların bizlere neler getireceğini de merak etmiyor değildik. Özellikle artık bilinmezlik hayatımızın bir parçası olduğu için merakımız katlanmadı diyemeyiz.

2016 boyunca siyaset, hayat ve iş dünyasında olan gelişmelerden öğrendim ki gelecek konusunda kesin tahminlerde bulunmak mümkün olmuyor. Ama bence bir şeyi tahmin etmek mümkün: Ne olursa olsun performans, çalışan insanların kuvvetine ve kaliteli çalışma anlayışlarına bağlıdır. Nitekim bunun gerçekten de böyle olduğunu görmekteyiz.

İş dünyası hepimiz için sürekli bir değişim ve gelişim halinde. Yine de inanıyorum ki yetenekli ve azimli iş dehaları her durumdan bir fırsat yaratmasını bilip iş dünyasını istikrara sokacaktır.
Ancak eğer başarılarımızın devamını sağlamak istiyorsak çalışanlarımızın ve onların faydalandığı teknolojilerin nasıl değiştiğinden haberdar olmalıyız. Çünkü artık işe alım süreçleri de çalışma ortamları da değişiyor.

Ben şahsen bu değişikliklerin onlardan faydalanmasını bilenlere sınırsız fırsatlar getireceğine inanıyorum. Ancak bunun için nereye bakacağınızı bilmeniz gerekli. İşte 2017’yi şekillendiren trendlerden bazıları:

1. Geçici personel istihdamı arttı

Artık esnek enomi her köşede karşımıza çıkmakta. 2017’de de durum farklı değildi. Şirketler yine proje bazlı çalışacak pek çok serbest zamanlı çalışan ile anlaştı. Geçici rollerde belli bir süreliğine şirketlerde çalışacak uzmanlar, anlaştıkları şirketlere pek çok katkıda bulunuyor. Hays’taki müşterilerimiz de artık bu akıma kendilerini bıraktı ve her şey iki sene öncesinden oldukça farklı.

Ekonomideki dalgalanmaları düşünürsek insanların şirket bünyesinde sürekli çalışanlar bulundurup yüksek maaş ödemelerindense ihtiyaç zamanlarında uzmanlarla anlaşmaları gayet mantıklı. Hatta bu akım artık tahmin edebileceğinizden de fazla yaygın durumda. Eskiden işverenler işçi seçerdi; şimdi ise işçileri nasıl cezbedebileceklerini düşünüyorlar. Uzman düzeyindeki çalışanlar için artık şirketler resmen yarışıyor; yine de bu dünya ekonomisinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Örneğin JPMorgan çalışanları çekebilmek için onlara merkezde de çalışsalar şubelerde de tam sağlık sigortası, (yarı zamanlı çalışanlar için) çocuk bakım ve eğitim desteği gibi imkanlar sunmakta. Şirketlerin bu tarz ek hizmet yelpazesi ileride daha da genişleyecek.

Kısa süreli çalışanlarla görüştüğümüzde de bu çeşitlilikten hoşlandıklarını dile getiriyorlar. Esnek ekonomi modeli onlara tek bir şirketin bünyesinde çalışmaya kıyasla daha fazla esneklik ve seçenek tanımakta. Bu şekilde girişimcilik ruhları canlı kalıyor, özgeçmişleri zenginleşiyor ve meslekleriyle alakalı yetilerini sürekli aktif bir şekilde kullanıp geliştirebiliyorlar. Bu nedenle esnek ekonominin daha da yaygınlaşacağı taraftarıyım.

2. Farklı jenerasyonlar birlikte çalışacak

Günümüz iş dünyasında bir çok farklı jenerasyonun birlikte çalışmakta olduğunu görüyoruz. Bir ofiste (40’lar ve 60’larda) doğum oranının yüksek olduğu dönemde doğanları, (61-82 döneminde doğan) X jenerasyonunu, (83-95 arası doğan) Y jenerasyonunu ve (95’ten sonra dünyaya gelen) Z jenerasyonunu birlikte görmek artık çok normal. Bunun ise çeşitli sebepleri var. İnsanlar örneğin artık finansal zorluklar yüzünden daha uzun yıllar çalışmak durumunda kalıyorlar. Ayrıca yüksek eğitim ücretlerinin tavan yapmasıyla gençler iş hayatına daha erken atılmayı tercih ediyor. Ekonomideki dengesizlikler özellikle bu tarz renkli ortamları gerekli kılacağından işverenlerin bu faktörü de göz önünde bulundurması gerekiyor.

Kendi bakış açıma göre Hays’ta farklı jenerasyonlardan insanların bir arada çalıştığını görmek harika bir şey. Elbette hepsinin kendine göre çalışma, öğrenme ve iletişim kurma yöntemleri mevcut. O yüzden iş ortamınızın bu çeşitliliği göz ardı etmek yerine desteklemesi oldukça önemlidir.

Bence bu çeşitlilik olumlu bir durum, ancak etkin bir şekilde yönetilebildiği takdirde. Çalışanlarınızın farklılıklarının bilincinde olarak onlara en iyi uyacak eğitim, ek hizmetler, ofis tasarımı gibi unsurlara karar verebilirsiniz.

Kendi işletmemizden de edindiğim deneyimlere göre çoklu jenerasyonların bir arada etkin bir şekilde çalışmayı sürdürebilmesi için güçlü bir lidere ihtiyaç var. Onların başarıları, liderlerinin yetenekleri ve esneklikleriyle doğru orantılı. O yüzden şirketiniz bünyesindeki takım liderlerinde bu özelliklerin bulunmasına dikkat etmeniz gerekiyor. Nihayetinde her yaştan insanın takım liderinden bekleyeceği şey farklıdır ve onların bu farklılıkların bilincinde olması önemlidir. Örneğin Y jenerasyonunun ekip arkadaşlarına daha çok destek olan ve onlarla samimi ve sıcak ilişkiler kurabilen liderlerle çalışmak istediğini biliyoruz. Şu an iş dünyasının büyük bir kısmını Y jenerasyonu oluşturduğu için işverenlerin de yöneticileri ona göre eğitmesi gerekmektedir.

3. Öğrenmeye ve kendini geliştirmeye açık çalışanlara talep artacak

Teknoloji sayesinde belki beş sene önce adı bile duyulmayan rollerin artık şirketlerde bir ihtiyaç haline geldiğine hepimiz tanık olduk. Bu da mühendis, veri uzmanı ya da teknik destek elemanları gibi teknolojiyi etkin bir şekilde kullanabilen kimselere olan ihtiyacı artırdı. Ayrıca son zamanlarda yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki şirketlerin önde gelen üç kaygısından biri, çalışma sürecini “dijitalleştirme”. Ancak çoğu bunun için gerekli teknik desteğin tamamına henüz sahip değil ne yazık ki.

Ancak elbette sağdan soldan bir sürü insanı işe alıp onları öylece “Tamam siz halledin o zaman” diyerek kendi hallerinde çalışmaya bırakamazsınız. Teknik uzmanlar elbette çok önemli, ancak onların gelip şirketinizi baştan aşağı değiştirmesini beklemek yerine teknolojinin potansiyel ve limitleri hakkında da bilgi sahibi olmalısınız.

2017’de işverenlerin gözdesi, kendilerini geliştirmeye ve öğrenmeye açık olan çalışan adayları oldu. Sonra da birlikte çalışmak için bu insanlarla sözleşmeler imzalandı. Teknoloji daha önce de dediğimiz gibi cidden önemli bir işlev üstlendi artık. En eski kafalı işverenler bile kendilerini teknolojiye biraz daha açarak üretim süreci ve verimi katlayabilirler. Carl Sagan’ın da dediği gibi, “Teknoloji medeniyeti ileriye taşıyan şeyin kendisi olsa da aslında çok azımız onu anlıyoruz.” Teknolojinin bir işletmeye katkıları saymakla bitmez. Nitekim Hays’ta da bunun nimetlerinden faydalandık. Jim Collins bir araştırmasında teknolojinin bu olumlu etkilerinden “volan etkisi” olarak bahsediyor ki düşününce bu yakıştırmanın ne kadar yerinde olduğunu görmek mümkündür.

2016’da ekonomik, politik ve dünya düzeni hususlarında büyük değişimlerin olduğu bir gerçek. Hatta bunların etkisinin daha birkaç sene daha süreceğini düşünüyorum. Ama unutmayın ki insanlık, tarihi boyunca daha kötü felaketlerle karşılaşmış ve bunların üstesinden gelmiştir. O yüzden değişiklikten kaçınmaya çalışmak yerine tavsiyem ona ayak uydurmanız yönünde olacaktır.

Ek olarak, senelerdir belki birilerine bir faydası dokunur diye bu tarz yazılar yazmaktayım. Ayda bir yaptığım bu etkinlik gerçekten severek yaptığım bir hobiye dönüştü. O yüzden konu öneriniz olursa bizimle iletişime geçmekten çekinmeyiniz.

Kaynak: Linkedin

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.