11 Maddede Zeki İnsanların Belirsizlikle Baş Etme Yolları

244

Beyinlerimiz modern yaşamın çoğunu olduğundan da zorlaştırmaya programlanmıştır. Bunun kanıtlarına özellikle belirsizlikle karşı karşıya olduğumuz zamanlarda rastlıyoruz. İşin iyi bir yanı da var ki önemli birtakım ipuçlarını bildiğiniz takdirde beyninizin mantık dışı eğilimlerine müdahale edebilir, belirsizliğe mantıklı bir şekilde yaklaşabilirsiniz.

Beyinlerimiz, belirsizliğe korku ile yaklaştığı için bizi de bir panik haline sokar. Kısa bir süre önce yapılan bir araştırma kapsamında Caltech’ten bir nöroekonomist, katılımcılar (bizim iş dünyasında sık sık karşılaştığımıza benzer) giderek daha da belirsiz bir hal alan tahminler yapmakla uğraşıyorken onların beyin aktivitelerini incelemekteydi.

Katılımcılara tahmin yapacakları konu hakkında ne kadar az bilgi verildiyse kararları aynı ölçüde mantık dışı ve yanlış olmaya başladı. Halbuki insan tersinin doğru olacağını düşünüyor, değil mi? Elimizde ne kadar sınırlı bilgi varsa onun doğruluğunu araştırmada o kadar rasyonel ve dikkatli olacağımızı sanırız. Ancak sonuçlar beklentilerin aksini göstermekte. Belirsizlik oranı arttıkça katılımcıların beyni, kontrolü endişe ve korku gibi duyguların üretildiği limbik sisteme devrediyor.

(*Görsel: Belirsizlik beyninizin tüm kontrolü limbik sisteme devretmesine neden oluyor. Gerçek hayattan kopmamak için beyninizin rasyonel kısmını harekete geçirmeniz gerekmektedir.)

Beynimizin bu fonksiyonu binlerce sene önce gayet işe yaramaktaydı. Mağara insanları yabancı bir ortama geldiklerinde etraflarında ne gibi tehlikeler olabileceğini bilmediklerinden sürekli tetik halinde olmaları, hayatta kalmalarını garantiledi. Fakat artık bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Bizimle birlikte evrimleşmeyen bu mekanizma, her gün çok az bir bilgi ile pek çok karar almamız gereken modern iş dünyasında adeta elimize ayağımıza dolanıyor.

Belirsizlikle karşılaştığımızda beynimiz bizi aşırı tepki vermeye itiyor. Başarılı insanlar bu noktada kontrolü ele alıp düşüncelerini rasyonel bir yöne doğru kanalize etmekte problem yaşamıyor. Bu süreç ise “EQ” olarak da bilinen duygusal zekanın eline bakıyor. TalentSmart bir süre önce bir milyondan fazla insanı test etmiş, en başarılı olanların %90’ının yüksek duygusal zekaya sahip olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bu kişiler ayrıca sektörde daha düşük duygusal zekaya sahip meslektaşlarına kıyasla senede 28,000 dolar daha fazla kazanıyordu.

Duygusal zekanızı güçlendirmek için belirsizlikle karşı karşıya kaldığınızda ve beyniniz size engel olduğunda bile en iyi kararları vermeye gayret etmelisiniz. Duygularınız görüşünüzü körelttiğinde bile mantıklı kararlar verebilmenin test edilip onaylanmış yolları mevcuttur. Bu tarz zamanlarda zeki insanların uyguladığı stratejilerden on bir tanesi, aşağıda yer almaktadır.

Limbik sisteminizi kontrol altına almayı öğrenin.

Limbik sistem belirsizlikle karşılaştığında düşünmeden, refleks olarak oluşan bir korku ile duruma tepki gösterir. Korku ise doğru kararlar almayı engelleyecektir. Belirsizlikle başa etmeyi becerebilen insanlar bu korkunun bilincindedir ve onu hisseder hissetmez hemen tanımlayabilirler. Böylelikle iş kontrolden çıkmadan korkularına müdahale edebilirler. Korkuyu hisseder hissetmez onu gerçek dışı bir şekilde yoğunlaştırmaya çalışan tüm irrasyonel düşünceleri tespit ederek ortadan kaldırırlar. Böylelikle korku, yerini dinginliğe bırakır. Bu aşamadan sonra ellerindeki bilgiye daha doğru ve rasyonel bir şekilde yaklaşabilirler. Tüm bu süreç boyunca ise kendilerine beyinlerinin ilkel bir kısmının kontrolü ele geçirmeye çalıştığını, ancak mantıklı kısmın aktif olması gerektiğini hatırlatırlar. Diğer bir deyişle gerçek bir tehlikeyle karşılaşana dek bu sistemi devre dışı bırakırlar.

Pozitif kalın.

Pozitif düşünceler beyin enerjinizi stres yapmayan bir şeye yoğunlaştırdığı için, korkuyu ve irrasyonel düşünceleri bastırır. Ama sizin de bilinçli bir şekilde çaba göstermeniz ve pozitif düşünmeye gayret etmeniz gerekiyor. Dikkatinizi tekrar toplamanıza yarayacak herhangi bir pozitif düşünce, bu noktada işinizi görür. Zor bir karar vermeye çalışırken ve zihninize negatif düşünceler hücum etmişken zorlandığınızı hissedebilirsiniz. Böyle zamanlarda gününüzü gözden geçirip olan güzel bir şeyi hatırlayın. Ne kadar küçük olduğu önemli değil, pozitif bir şey olması yeterlidir. O günden bir şey aklınıza gelmediyse önceki günü ya da günleri, hatta geçtiğiniz haftayı düşünün. Ya da belki heyecanla beklediğiniz bir etkinlik vardır, onu hatırlayın. Buradaki amaç, belirsizliğin yarattığı stres sizi kötü düşünmeye ittiğinde dikkatinizi yoğunlaştırabileceğiniz olumlu şeylerin hatırlanmasıdır.

Bildikleriniz ve bilmediklerinizin farkına varın.

Belirsizlik bir kararı zorlaştırdığında sanki her şey belirsizmiş gibi gelebilir. Ancak sıklıkla durum bundan farklıdır. Belirsizliği yönetmede ustalaşmış kişiler ilk önce ne bilip bilmediklerini tespit ederek bunlara birer değer tayin eder. Ellerindeki tüm verileri de göz önünde bulundurarak (bir ülkenin para biriminin değeri ya da rakip firmanın sonraki hamlesi gibi) bilmedikleri şeylerin tam bir listesini hazırlarlar. Bunlardan ne kadarını tespit edebilirlerse üstlerinden o kadar büyük bir yük kalkar.

Kontrol etmenin mümkün olmadığı durumlara fazla takılmayın.

Hepimiz kontrolün elimizde olduğunu hissetmeyi severiz. Nihayetinde kendini ırmağın akışına bırakan insanlar hayatta pek bir yol katedemez. Ancak kontrol edemediğiniz ya da bilmediğiniz her şeyi kişisel bir başarısızlık olarak algılarsanız, bu kontrol tutkunluğu size zarar verebilir. Belirsizliği yönetmede başarılı insanlar, onun kaynaklarını açıkça ifade etmekten çekinmez. Durumu eksiği fazlası olmaksızın, gerçeğe uygun bir şekilde tanımlayarak verileri değerlerine uygun bir biçimde analiz ederler. Kontrol edebildikleri tek şeyin karar verme süreci olduğunun bilincinde olurlar. Bu ise belirsizliğe verilebilecek en iyi tepkidir. Şunları söylemekten çekinmeyin: “İşte bilmediklerimiz bunlar. Ancak biz, bildiklerimizi temel alarak yola çıkıyoruz. Hata elbet yapabiliriz, ancak hata yapmak her zaman hiçbir şey yapmamaktan iyidir.”

Sadece önemli şeylere dikkatinizi verin.

Bazı kararlar vardır ki şirketinizi vezir de eder, rezil de. Ancak karşılaşacağınız çoğu karar bu büyüklükte olmayacaktır. Belirsizlikte bile en iyi kararları verebilen insanlar, iş arkadaşlarının önünde küçük düşmek gibi yersiz kaygılarla vakitlerini boşa harcamazlar. Dikkatle incelediğimizde  hemen her kararın en az bir belirsizlik faktörü içerdiğine tanık oluruz. Bu, iş dünyasının doğasında vardır. Vermeniz gereken kararları bir öncelik sırasına koyarsanız, dikkatinizi daha önemli şeylere yoğunlaştırabilirsiniz. Ufak tefek işlerin endişesinden kurtulduğunuz için üzerinizde hissettiğiniz gereksiz baskı da azalacaktır.

Mükemmeliyetçi olmayın.

Duygusal anlamda olgunlaşmış insanlar mükemmeli hedeflemezler, çünkü belirsiz bir durumda mükemmel karar diye bir şey olmayacağını bilirler. Bir düşünsenize, bizler insan olarak hataya meyilli mahluklarız. Mükemmeli hedeflersek ne yaparsak yapalım başarısızlık hissinden yakamızı kurtaramaz, başardıklarımızın keyfini sürmek yerine neleri başaramadığımıza ya da neyi daha farklı yapabileceğimize saplanıp kalırız.

Problemlere takılı kalmayın.

Dikkatinizi nereye yoğunlaştırdığınız, duygu durumunuz hakkında bize ipuçları sunacaktır. Karşılaştığınız problemlere takılıp kalırsanız stres ve diğer negatif duyguları hayatınıza gereğinden fazla sokmuş olursunuz. Bu da performansınızı etkileyecektir. Dikkatinizi kendinizi geliştirip içinde bulunduğunuz koşulları iyileştirmeye yoğunlaştırdığınızda ise pozitif duygular oluşturup performansınızı artıracak bir öz yeterlilik hissi yaratırsınız. Belli bir düzey duygusal zekaya sahip insanlar, karşılaştıkları belirsizliklere saplanıp kalmaz. Bunun yerine ve buna rağmen koşulları iyileştirmek için tüm dikkatlerini ne yapabileceklerine yönelteceklerdir.

Ne zaman içgüdülerinize güveneceğinizi bilin.

Atalarımız hayatta kalmak için içgüdülerine güvenmek durumundaydı. Çoğumuz her gün ölüm kalım meseleleriyle yüz yüze olmadığımız için bu içgüdümüzü nasıl yararımıza kullanabileceğimizi öğrenmemiz gerek. Genelde yaptığımız hatalar, kendimizi içgüdümüzü göz ardı etmeye ikna etmek ya da varsayımlarımızı içgüdüyle karıştırıp olaya yanlış bir zamanda yanlış bir yerden girmek şeklinde vuku buluyor. Belirsizlikle başarılı bir şekilde baş edebilen insanlar içgüdülerini hafife almaz ve zaman zaman bazı denenip onaylanmış metotları kullanmayı tercih eder. Bunlar şu şekildedir:

Kendi filtrelerinin farkına varmak: Örneğin bu insanlar varsayımları, duyguları ya da başkalarının fikirleri tarafından gereğinden fazla etkilenip etkilenmediklerini ayırt edebilir. Kendilerine ait olmayan fikirleri ayıklayarak içgüdülerine odaklanabilirler.

Kendini zorlamamak: İçgüdüler zorlamakla çalışmaz. Hatta kendimizi bir çözüm bulmaya zorlamadığımız durumlarda içgüdülerimiz en iyi şekilde çalışacaktır. Albert Einstein denize açıldığı zamanlarda aklına en parlak fikirlerin geldiğini söylemiştir. Steve Jobs da bir problemle karşılaştığında dışarıya bir yürüyüşe çıktığını söyledi.

Gelişimi takip etmek: Belirsizliği iyi yönetebilen insanlar içgüdülerini eğitir. Bu kişiler önce küçük şeylerde içgüdülerini dinleyerek hareket edip durumu tartar. Böylelikle daha büyük bir durumda onlara güvenip güvenemeyeceklerine karar verirler.

Hep bir B planınız olsun.

Belirsizlikle uğraşmak en iyiyi beklemekle birlikte hata payı bırakmayı da gerektirir. Profesyoneller hata yapma ihtimalleri olduğunu inkar etmeyecektir. Bu da onları özgürleştirerek onlara harekete geçmeden önce daha detaylı, rasyonel ve transparan bir B planı yapma olanağı tanır. Başarılı insanlar her zaman en doğru kararları vermeyeceklerini bilir. Hata yaptıklarında bunu gelecekte daha iyi kararlar verebilecek şekilde sindirmeyi de bilirler. Ayrıca yaptıkları hataların onları gereğinden fazla üzmesine de müsaade etmezler.

“Ya şöyle olursa?” diye endişelenerek huzurunuzu kaçırmayın.

Söz konusu stres ve endişe olduğunda kuruntululuk yapmak ancak ateşi daha da harlar. Zaten yedek planlarınızı sağlam bir şekilde yaptıysanız bu tarz ihtimalleri düşünmenize gerek kalmaz. İhtimaller her zaman sonsuzdur; ancak siz olabileceklere ne kadar takılıp kalırsanız, sakinleşip stresinizi kontrol altına almanıza yardımcı olacak davranışlara odaklanmanız o kadar zorlaşacaktır. Başarılı insanlar “Ya şöyle olursa?” tarzı soruların onları ancak istemedikleri ya da olmamaları gereken bir yere götüreceklerini bilir.

Arada kendinize birkaç dakika ayırıp derin derin nefes alın.

Belirsizliklerin içinde iyi kararlar verebilmek için sükunetinizi korumanız gerekir. Bunun için yapabileceğiniz kolay bir aktivite var: Her gün yaptığınız şey aslında, yani nefes almak. Nefes alırken anın içinde olma egzersizi beyninize belli bir zamanda ancak o anda uğraştığınız şeye odaklanmayı ve dikkat dağıtıcı düşünceleri kovmayı öğretecektir. Boğulduğunuzu hissettiğinizde birkaç dakikalığına kapınızı kapatın, dikkat dağıtıcı her şeyi bir kenara bırakın, sandalyenizde oturun ve yalnızca nefes alın. Amacınız tüm bu zamanı yalnızca nefesinize odaklanarak geçirmek olsun. Böylelikle kafanızda düşünceleriniz serbest bir şekilde dolaşmayacak. Soluk alıp vermenin nasıl hissettirdiğine odaklanın. Bu kulağa basit gelse de gerçekte bir iki dakikadan fazla yapmaya çalışınca zorlanabilirsiniz. İlk başlarda aklınıza hemen başka düşünceler gelmesi normaldir, yalnızca tekrar nefesinize odaklanmaya gayret edin. Eğer sadece soluk alıp verişinize odaklanmak zor geliyorsa birden yirmiye kadar nefes alıp verişinizi sayın, yirmiden sonra ise tekrar baştan başlayın. Sayıyı karıştırırsanız da endişelenmeyin, tekrar baştan başlayabilirsiniz. Bunlar size fazla kolay ve hatta gülünç geliyor olabilir, ancak yaptıktan sonra ne kadar rahatladığınızı, öteki türlü kafanıza saplanıp kalan dikkat dağıtıcı düşüncelerden ne kadar kolay kurtulduğunuzu görünce şaşıracaksınız.

Toparlamak Gerekirse

Belirsizliğin giderek arttığı günümüz iş dünyasında kendinize öğretebileceğiniz en önemli yeteneklerden biri, belirsizlik yönetimi olacaktır. Yukarıda bahsetiğim stratejileri deneyin. Göreceksiniz ki bu tarz durumlarda karar verme yeteneklerinizde ciddi bir gelişme olacak.

Kendinizi şu an ne seviyede görüyorsunuz? Belirsizlikle karşılaştığınızda siz ne yapıyorsunuz? Lütfen düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın ki ben de sizden bir şeyler öğrenebileyim.

Yayınladığımız çeviri ya da alıntı yazılar her ne kadar dikkati bir çalışmanın ürünü olsalar da hatalı bilgiler, imla hataları veya anlam bozuklukları bulunması durumunda bundan İş’in Geleceği platformu sorumlu değildir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.